Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump yönetiminin, Suudi Arabistan ile 30 yıl sürecek bir nükleer program anlaşmasını Çarşamba günü duyurması bekleniyor. Bu anlaşma, Suudi Arabistan'a kendi uranyumunu zenginleştirme izni verebilirken, nükleer silahların yayılması endişelerini de beraberinde getiriyor.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump yönetiminin, Suudi Arabistan ile 30 yıl sürecek kapsamlı bir nükleer program anlaşmasını Çarşamba günü kamuoyuna duyurması bekleniyor. ABD'li yetkililere dayandırılan bilgilere göre, bu anlaşma Suudi Arabistan'ın elektrik santrali yakıtı olarak kullanılabilecek bir nükleer tesis inşa etmesine ABD desteği sağlayacak.
Anlaşmanın en dikkat çekici maddesi, Suudi Arabistan'a kendi topraklarında uranyum zenginleştirme izni verebilecek olmasıdır. Bu durum, krallığın ithal yakıta bağımlılığını azaltarak kendi nükleer yakıtını üretebilmesini sağlayacak. Bu hüküm, ABD'nin 2009'da Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yaptığı benzer anlaşmadan önemli ölçüde ayrışmaktadır; zira BAE anlaşması kendi nükleer yakıtını üretmeme şartını içermektedir.
Yayılma Endişeleri ve Bölgesel Dinamikler
Ancak bu tesisin aynı zamanda nükleer bomba yapımında da kullanılabilecek zenginleştirilmiş uranyum üretebilme potansiyeli, uluslararası toplumda ciddi endişelere yol açmaktadır. Nükleer enerji uzmanları ve İsrailli bazı eski siyasetçiler, bu planın nihayetinde Suudi Arabistan'ın nükleer silah geliştirebilecek kapasiteye ulaşmasına zemin hazırlayabileceği yönündeki kaygılarını açıkça dile getirmiştir.
Bu anlaşma, Tahran'ın nükleer programı nedeniyle ABD ve İran arasında aylardır süren gerilimin merkezinde yer alan Ortadoğu'da bölgesel dengeleri yeniden şekillendirebilir. ABD ve İsrail, Şubat ayında İran'a karşı eylemlerinin bir nedeninin, bu ülkenin nükleer silah geliştirmesini engellemek olduğunu belirtmiş, Tahran ise programının barışçıl olduğunu savunmuştur.
Prens Selman'ın Açıklamaları ve Gelecek
Suudi Arabistan'ın fiili lideri Veliaht Prens Muhammed bin Selman, 2018 yılında yaptığı bir açıklamada ülkesinin nükleer silah edinmeyi planlamadığını belirtmişti. Ancak aynı açıklamasında, 'İran nükleer bomba geliştirirse hiç şüphesiz biz de mümkün olan en kısa sürede aynısını yaparız' ifadelerini kullanarak, bölgesel rekabetteki niyetini açıkça ortaya koymuştu.
Anlaşmanın 30 yıllık işbirliği süresinin sonunda, ABD'nin Suudi Arabistan'da uranyum zenginleştirilmesine itiraz etmesi halinde, krallığın bunu kendi başına ya da başka bir yabancı ortakla yapmasına 10 yıl boyunca izin verilmeyecek. Bu madde, anlaşmanın uzun vadeli etkileri ve nükleer yayılmayı önleme çabaları açısından kritik bir detay olarak öne çıkmaktadır.