TBMM Genel Kurulu'nda onaylanan COP31 yasası ile Türkiye, Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek BM İklim Toplantıları'na ev sahipliği yapacak. Muhalefet, zirvenin maliyeti ve Türkiye'nin iklim politikaları konusunda eleştirilerini dile getirdi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Toplantılarına Dair Anlaşma’nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi kabul edilerek COP31 yasası Meclis’ten geçti. Bu yasa ile Türkiye, tarihinde ilk kez bir COP zirvesine ev sahipliği ve dönem başkanlığı üstlenecek. Organizasyon, 9 ila 20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da düzenlenecek.
AK Parti ve MHP milletvekilleri, bu tarihi organizasyonun ülkenin uluslararası görünürlüğüne, iklim diplomasisindeki konumuna ve yeşil finansman imkanlarına önemli katkılar sağlayacağını belirtti. AK Partili Nilhan Ayan, COP31’i 'tarihi bir diplomasi başarısı' olarak nitelendirdi.
Maliyet Tartışmaları ve Muhalefetin Endişeleri
Kanun teklifinin Genel Kurul görüşmelerinde en çok tartışılan başlık ise organizasyonun kamu bütçesine getireceği toplam yük oldu. Muhalefet milletvekilleri, komisyon aşamasında BM Sekretaryası’nın harcamaları için 7.7 milyon dolarlık bir tutarın dile getirildiğini ancak Türkiye’nin ulaşım, güvenlik, altyapı, tesis, personel ve diğer hizmetler için yapacağı harcamanın açıklanmadığına işaret etti.
CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Türkiye’nin kömürden çıkış takvimi bulunmadığını, maden ruhsatlandırma politikalarının ve doğal alanlara yönelik uygulamaların COP31’de verilecek çevre mesajlarıyla çeliştiğini öne sürdü. Dinçer, kanun teklifinin teknik açıdan gerekli olduğunu ancak asıl tartışılması gerekenin Türkiye'nin iklim politikaları olduğunu vurguladı.
Zirveden Beklentiler ve Uyarılar
İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, Türkiye'nin dünyanın en büyük iklim organizasyonlarından birine ev sahipliği yapacak olmasının önemli bir diplomatik fırsat olduğunu ifade etti. Sunat, NATO toplantısında Ankara'nın boşaltılmasına atıfta bulunarak, Antalya'nın turizme ket vurulmaması konusunda uyarıda bulundu.
Sunat, uluslararası zirvelerin sadece görünürlük sağlayan organizasyonlar olmaması gerektiğini vurgulayarak, 'Bu zirve bittiğinde Türkiye ne kazanacak? Daha güvenli şehirler mi, daha güçlü bir tarım politikası mı, daha dirençli bir ekonomi mi, sosyal açıdan çevre dostu bir kalkınma mı yoksa sadece birkaç hatıra fotoğrafı mı?' sorularını yöneltti. Meclisin kendi ev ödevlerini yapması gerektiğini de ekledi.