Ekrem Demiröz, mevcut siyasi düzenden bunalan halkın yeni bir siyaset anlayışına olan ihtiyacını vurguluyor. Halkın ekonomik sorunlara ve adaletsizliklere somut çözümler beklediğini belirtiyor.
Halkın çeyrek asırdır mevcut düzeni ve yöneticilerini yakından tanıdığını belirten Ekrem Demiröz, iktidarın ahlaki ve hukuki değerlere bağlı olmadığını, kendi çıkarları için her türlü kuralı yok sayabileceğini gayet iyi bildiğini ifade ediyor. Bu durumdan yorulan ve usanan halkın 'YENİ Parti'ye yönelen ilgiyi doğal bir tepki olarak değerlendiren Demiröz, halkın değişim arzusunun 'YENİ Parti' tarafından doğru okunması gerektiğini vurguluyor.
Demiröz'e göre, 'YENİ Parti'nin öncelikle mevcut iktidara laf yetiştirme politikalarından vazgeçmesi gerekiyor. Halkın artık 'YENİ Parti'nin neler yapabileceğini duymak istediğini dile getiren Demiröz, kötü bir döneme son verme iddiasının önemli ancak tek başına yeterli olmadığını, iyi bir dönemin nasıl inşa edileceğinin de anlatılması gerektiğini belirtiyor.
Halkın Öncelikleri ve Somut Çözüm Beklentisi
Halkın önceliğinin 'ekonomi', 'iş' ve 'aş' olduğunu belirten Demiröz, derin yoksulluğun nasıl aşılacağının somut bir şekilde söylenmesi gerektiğini ifade ediyor. Bu temel beklentinin, yeni siyaset anlayışının merkezinde yer alması gerektiğini dile getiriyor.
Ekonomik sorunların yanı sıra, haksız ve hukuksuz uygulamaların da insanları rahatsız ettiğini vurgulayan Demiröz, butlan öncesi Cumhuriyet Halk Partisi'ne yapılan ve devam eden tüm saldırıların bir gün kendilerine yönelebileceği olasılığını herkesin gördüğünü belirtiyor. Kural tanımazlığın bir gün herkese zarar verme potansiyeli taşıdığını anlamak için siyaset uzmanı olmaya gerek olmadığını ekliyor.
Sandık Demokrasisine Bağlılık ve Anti-Demokratik Söylemler
Halkın gerçek demokrasi kültüründen uzak olsa da sandık demokrasisini içselleştirmiş olduğunu belirten Demiröz, bu nedenle halkın sandığın önünden alınmasına asla izin vermeyeceğini ifade ediyor. Ancak 'Bu iktidar seçim yapmaz ya da iktidarı teslim etmez' şeklindeki söylentilerin de yabana atılmaması gerektiğini belirtiyor. Bu tür söylemlerin, kötü bir olasılığı normal gösterme çabasının düşünsel ön hazırlığı olduğunu ve belli çevrelerin 'Böyle bir şey olabilir' algısını yaygınlaştırmaya çalıştığını dile getiriyor.
Yükselen bu hareketin, yani 'YENİ Parti'nin, böyle bir girişime hiç kimsenin cesaret edemeyeceğini açıkça ve yüksek sesle söylemesi gerektiğini vurgulayan Demiröz, 'YENİ Parti'nin ülkenin gerçek gündemine yönelik bir programla halkın önüne çıkması gerektiğini belirtiyor. Sorunların çözümünü açık ve net anlatımlarla dile getirerek insanları ikna etmeye çalışması gerektiğini ekliyor.
Yeni Partilerde İç İşleyiş ve Demokrasi Vurgusu
Halk odaklı söylemlerin yanı sıra, 'YENİ Parti'ye çok önemli bir görevin daha düştüğünü belirten Demiröz, bunun 'YENİ Parti'nin kendi yapılanmasına ilişkin bakış açısının ne olduğunun açıklanması olduğunu ifade ediyor. Kendi iç işleyişlerinin demokratik olması gerektiğini vurguluyor.
12 Eylül darbesi sonrasında siyasal partilerin iç işleyişlerinin demokratik niteliklerini büyük ölçüde yitirdiğini hatırlatan Demiröz, parti genel merkezlerinde oligarşik yapılar oluştuğunu ve parti içi demokratik uygulamaların rafa kaldırıldığını belirtiyor. 12 Eylül'den sonra dokunulmadık yasa bırakmayanların Siyasi Partiler Yasası'na dokunmadıklarını, böylece tüm siyasi partilerin yasanın anti-demokratik yönlerini kullandığını ve bu yüzden siyasetin kirlenerek zenginleşme aracına dönüştüğünü sözlerine ekliyor.