Fitch Ratings'in Türkiye için teyit ettiği 'BB-' kredi notu ve 'durağan' görünüm, iç ve dış borç stokundaki ciddi artışlarla birlikte değerlendirildiğinde, ekonomik gerçeklerle çelişen bir tablo sunuyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, geçtiğimiz cumartesi günü Washington'dan yaptığı açıklamayla Türkiye'nin uzun vadeli kredi notunu 'BB-' olarak teyit ederken, not görünümünü ise 'durağan' olarak belirledi. Bu karar, Türkiye ekonomisine ilişkin piyasaların beklediği bir gelişme olsa da, ülkenin artan borç yükü ve ekonomik kırılganlıkları göz önüne alındığında, Fitch Ratings Türkiye Notu'nun gerçek tabloyu ne kadar yansıttığına dair önemli soru işaretleri barındırıyor.
Fitch'in Değerlendirme Kriterleri ve Beklentileri
Fitch Ratings'in Türkiye'ye yönelik değerlendirmeleri, genellikle geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Kuruluşun 10 Nisan 2026 tarihli ilk değerlendirmesinde ele aldığı temel hususlar arasında, İran'daki savaşın Türkiye'nin kredi profili üzerindeki olası etkileri, döviz rezervlerinin düzeyi ve kalitesi, Türk Lirası üzerindeki dış baskılara karşı politika tepkisi, enflasyon dahil makroekonomik eğilimler ve bütçe açığının temel nedenleri gibi konular öne çıkıyor. Ayrıca, cari işlemler dengesi projeksiyonları, ülkenin yüksek enerji ithalatına karşı kırılganlığı ve dolarizasyon riski de Fitch'in merceği altında yer alıyor.
Kuruluş, son değerlendirmesinde ise Türkiye için somut ekonomik tahminlerini paylaştı. Buna göre, 2026 yılı sonu büyüme tahmini yüzde 2.8, 2027 yılı sonu büyüme tahmini ise yüzde 4.4 olarak belirlendi. Brüt döviz rezervlerinin 2026 sonu itibarıyla 167 milyar dolar olacağı öngörüldü. Fitch ayrıca, 'BB' not grubundaki ülkelerin medyanına kıyasla yüksek kişi başına düşen gelir, stres dönemlerinde dış finansa erişimi sürdürme geçmişi, enflasyonun düşüşünü destekleyen sıkı para duruşu ve dış tamponlardaki kayda değer güçlenme gibi noktaları Türkiye ekonomisi için olumlu faktörler olarak sıraladı.
Gerçekler Aynasında Türkiye Ekonomisi: Borç Yükü ve Kırılganlıklar
Fitch'in 'durağan' görünümüne rağmen, Türkiye'nin borç stoku verileri endişe verici bir tablo çiziyor. Ekonomi yönetiminin değiştiği 2023 Mayıs ayında 4.7 trilyon lira olan toplam iç borç stoku, 2026 Mayıs ayında 15 trilyon liraya yükselerek sadece üç yıl içinde 3.2 kat artış gösterdi. Bu artışın baş döndürücü faiz oranlarıyla ve düşen vadelerle gerçekleşmesi, kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırıyor. Ayrıca, ülkenin dış borcu da 520 milyar dolara ulaşmış durumda.
Bu somut borç verileri, Fitch'in değerlendirmelerinin genellikle 'nitel' ağırlıklı olduğu yönündeki eleştirileri güçlendiriyor. Kuruluşun bahsettiği olumlu göstergeler ve büyüme tahminleri, artan borç yükü karşısında ekonomik kırılganlıkların göz ardı edilip edilip edilmediği sorusunu akıllara getiriyor. Özellikle dış finansman ihtiyacının yüksek olduğu ve enflasyonun kırılgan seyrini sürdürdüğü bir dönemde, mevcut borç tablosunun uzun vadeli ekonomik istikrar üzerindeki potansiyel etkileri yakından izlenmeli.