Gazze'de yaşanan insanlık dramı, dünyanın sessizliği eşliğinde derinleşiyor. İsrail'in ateşkese rağmen devam eden saldırıları ve ablukanın ağır sonuçları, bölgedeki gerilimi tırmandırıyor.
Gazze, adaletsiz bir dünyanın en ağır tanığı, acının sıradanlaştığı bir coğrafya olmaktan öteye geçerek tarihin utanarak anacağı bir yer haline geldi. Bombaların değil, vicdanların da tükendiği bu topraklar, dünyanın suskunluğunun bir suça dönüştüğünü gösteriyor; sessizliğin katile ortak olduğu yerdir Gazze. Unutmayacağız, unutturmayacağız.
İsrail'in saldırıları bölgede şiddetini koruyor. Savaş uçakları, Gazze'de hastane yakınındaki ilaç deposunu bombalarken, ateşkese rağmen saldırılar devam etti. Son olarak üç Filistinli daha hayatını kaybetti. İsrail'in anlaşmaları hiçe sayan eylemleri sonucunda Gazze'de iki kişi daha yaşamını yitirdi, yirmi bir kişi ise yaralandı. Temmuz ayında yaşanan saldırılarda ise toplam yüz elli iki kişi hayatını kaybetti.
Abluka ve İnsani Krizin Gölgesinde Yaşam
Yaklaşık üç yıldır devam eden tahribat sadece binaları yıkmakla kalmıyor, aynı zamanda insani bir krizi de derinleştiriyor. Abluka nedeniyle insani yardımlar kapılarda beklerken, içerideki halk ekmeğe, suya, ilaca yani hayatın en temel ihtiyaçlarına ulaşamıyor. Çocuklar enkaz altında büyüyor, yaşlılar soğukta can veriyor, hastalar ilaçsız kalıyor ve yaralılar ameliyatsız bekliyor.
Kağıt üzerinde kalan ateşkeslere rağmen, katliam toprak üzerinde sürüyor. Gazze her sabah biraz daha can çekişiyor, her gece biraz daha yalnız ve korkuyla uyuyor. Günden güne ağırlaşan yaşam şartları, bu halkın direncini kıramamış; tam aksine, yıkılmaz bir irade ve tarihin hiçbir sayfasında eşi görülmemiş bir sabır doğurmuştur.
Dünyanın Sessizliği ve Bölgesel Tehditler
Dünya ise kendi gündemleriyle meşgul: İran gerilimi ve NATO zirvesi gibi konular ön planda. Bu durum, Gazze'nin yaşadığı dramın üstünü örtmek ve dikkatleri başka yöne çekmek için bilinçli bir çaba olarak yorumlanıyor. Gazze, gücün karşısında insanlığın nasıl eğildiğini, vicdanın nasıl ertelendiğini ve sessizliğin nasıl bir suça dönüştüğünü tarihe not düşüyor.
Gazze'de ateşkes sağlanması, İsrail'in saldırganlığının duracağı anlamına gelmiyor. Tarihe bakıldığında Siyonist saldırganlığın hiçbir zaman tek bir coğrafyayla sınırlı kalmadığı görülüyor. Gazze'nin kanı kurumadan İran'a saldırılar düzenlendi, Lübnan yerle bir edildi, Yemen bombalandı, Suriye'nin güneyi işgal edildi. Türkiye'ye yönelik sözlü tehditler ise bu coğrafyada kimin hedef alınabileceğinin bir işareti olarak okunmalıdır.
Bölgesel Uyanıklık ve Ortak Bilinç Çağrısı
Mesele yalnızca bir halkın hayatta kalma mücadelesi değil, fırsat buldukça toprak gasbeden ve sınırlarını her seferinde biraz daha genişleten bir zihniyetin varlığıdır. Bu zihniyet, bölgedeki her ülke ve her millet için somut bir tehdit olmaya devam etmektedir. Bu nedenle barış haberlerinin yarattığı rahatlama yanıltıcıdır. Asıl gereken; uyanıklık, teyakkuz ve bölge halklarının ortak bir bilinçle hareket etmesidir.