28 Şubat'ta patlak veren İran Savaşı, piyasalardaki tüm ezberleri bozarak altın fiyatlarında tarihi bir düşüşe yol açtı. Güvenli liman olarak görülen altın, savaş öncesine göre yaklaşık yüzde 20 değer kaybederek yatırımcıları şaşırttı.
28 Şubat'ta başlayan İran Savaşı, küresel piyasalarda alışılagelmiş tüm ezberleri bozdu. Bu süreçte, 2026 yılının mottosu "para kazanma değil, parayı koruma yılı" olarak öne çıktı. ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarına rağmen, savaşın 4-5 hafta içinde bitmesi beklenirken, tansiyon dört ayı aşkın süredir düşmedi. Trump, İran ile anlaşmanın "çok yakın" olduğunu 40'tan fazla kez yinelese de, piyasalar olumlu haber akışlarına daha hızlı tepki verdi.
Bu dönemde en büyük sürpriz, altın fiyatlarında yaşandı. Değerli madenin "güvenli liman" algısı yıkıldı. Jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde sert yükselişler beklenen altın, savaş öncesi döneme göre yaklaşık yüzde 20 değer kaybetti. Ons altın, 5.598 dolar seviyelerinden 4.000 doların altına kadar gerileyerek ayı piyasasına girdi.
Altının Değer Kaybının Ardındaki Nedenler
Altının beklenmedik düşüşünde birçok faktör etkili oldu. Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla petrol fiyatlarının kısa sürede yaklaşık iki katına çıkması küresel enflasyonist baskıları tırmandırdı. Bu durum, majör merkez bankalarının (ABD, Avrupa ve İngiltere Merkez Bankaları) daha sıkı para politikası uygulayacağı beklentisini güçlendirerek dolar endeksi ve tahvil faizlerini yukarı taşıdı ve değerli emtiaları baskı altına aldı.
Savaş döneminde hızla düşen altın fiyatları, ABD ve İran arasında barış müzakerelerinin başladığına dair seslerin yükselmesiyle de destek bulmadı. Savaşla beraber altından uzaklaşan yatırımcı, barış haberlerinin ardından da fiyatı oldukça gerileyen emtiaya yönelmedi. Hatta jeopolitik risklerin yeniden tırmanmasıyla bile altın, son dönemdeki düşüş çizgisini bozmadı.
Fed Kararları ve Gelecek Beklentileri
Altın fiyatlarının, barış seslerinin yükselmesine ve altı yıl sonra ilk kez negatif gelen ABD enflasyon verisine rağmen düşüş trendinden çıkamamasındaki en büyük etken, ABD Merkez Bankası'na (Fed) yönelik faiz artırımı beklentilerinin güçlenmesi oldu. Mevcut konjonktürde piyasalar, yıl bitmeden Fed'den en az bir faiz artırımı bekliyor. Bunun sebebi, Fed'in yeni Başkanı Kevin Warsh'un, 17 Haziran'daki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında verdiği şahin mesajlar ve sonraki açıklamalarında bu duruşunu sürdürmesi.
Öte yandan, yabancı kuruluşlar yayımladıkları raporlarla yıl sonu altın hedeflerini aşağı çekmeye devam ediyor. Piyasalardaki dengeyi ise, merkez bankalarının fiziki altın alımlarını sürdürmesi sağlıyor. Altının pasif gelir üretmemesi nedeniyle klasik bir yatırım aracı olarak görülmemesi gerektiği belirtiliyor.