Merkez Bankası'nın faiz indirimi beklentileri, küresel jeopolitik risklerin artması ve enflasyonist baskıların yükselmesi nedeniyle belirsiz bir tarihe ertelendi. Reel sektör ise yüksek finansman maliyetleriyle karşı karşıya.
Küresel piyasalarda artan jeopolitik riskler, Merkez Bankası'nın faiz indirimi patikasını belirsizliğe sürükledi. Özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimlerin ekonomi üzerindeki etkileri, para politikasında beklenen gevşeme adımlarını erteledi.
IMF tarafından paylaşılan analizlere göre, savaş öncesinde küresel ölçekte günlük iki milyon varillik petrol arz fazlası bulunuyordu. Bu sayede ekonomiler ani bir petrol kıtlığıyla karşılaşmazken, ülkeler 4.1 milyon varile ulaşan stratejik petrol rezervlerini devreye soktu. Mart-mayıs döneminde ise ülkeler, yılın ilk iki ayına kıyasla günlük petrol taleplerini 5.8 milyon varil azalttı ve alternatif enerji kaynaklarına yöneldi.
Küresel Enflasyon Baskısı Artıyor
Ancak savaşın uzaması durumunda, petrol arz fazlası ortadan kalkacak, stratejik rezervlerin önemli bir bölümü kullanılacak ve alternatif kaynakların piyasayı uzun süre dengelemesi zorlaşacaktır. Bu durum, enflasyonist etkilerin bundan sonra daha fazla hissedilmesine neden olacaktır.
Rusya ve Ukrayna arasındaki tahıl ihracatını zorlaştıran saldırılar da küresel gıda fiyatlarını olumsuz etkiliyor. Tarımsal ticaret tesisleri ile limanların tam kapasiteyle faaliyet gösterememesi sonucunda küresel buğday fiyatları son iki yılın en yüksek seviyesine çıktı. El Niño nedeniyle yaşanan aşırı küresel sıcaklık artışları da tarımsal verimliliği olumsuz yönde etkilemeye başladı.
Reel Sektör Yüksek Finansman Maliyetleriyle Boğuşuyor
Tüm bu gelişmeler, para politikasında olası bir gevşeme adımının ertelenmesine yol açtı. Enflasyonla mücadele açısından bu durum makul kabul edilse de, reel ekonominin finansman koşullarında iyileşmeye olan ihtiyacı devam ediyor. Ticari kredi faiz oranları yüzde 50'nin üzerinde seyrediyor.
İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) açıkladığı 'Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu' listesinde yer alan şirketlerin finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı yüzde 86.7'ye kadar yükseldi. Bu oran, 2015-2024 döneminde ortalama yüzde 47.3 seviyesindeydi. Sıcak para girişlerinin Türk Lirası'nda reel değerlenmeye yol açması da ihracat kanalından ekonomiyi zorlayan bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Bu koşullar altında birçok sektörde üretim yavaşlıyor veya yerinde sayıyor.
Faiz indirimleri ilerleyen aylarda başlasa bile, önümüzdeki 1-1.5 yılda finansman maliyetlerinin reel sektörün yatırım iştahını artırmakta yetersiz kalacağı tahmin ediliyor.