Çocuk Koruma Kanunu'nda Kapsamlı Değişiklikler Meclis'ten Geçti
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilen Çocuk Koruma Kanunu, çocukların ceza sorumluluğundan dijital risklere karşı korunmasına kadar geniş bir yelpazede yeni hükümler içeriyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda kabul edilen yeni kanunla, çocuklara yönelik adli süreçlerde önemli değişiklikler yapıldı; 'suça sürüklenen çocuk' ifadesi 'adli süreçteki çocuk' olarak güncellendi ve yaş istisnaları yeniden düzenlendi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, çocuklara yönelik adli süreçlerde önemli değişiklikler içeren 'Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni kabul ederek kanunlaştırdı. Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında yapılan görüşmeler sonucunda, çocukların adli sistemdeki yerini yeniden tanımlayan ve koruyucu tedbirleri güçlendiren düzenlemeler hayata geçti.
Yeni kanunla birlikte, özellikle çocukların yargı süreçlerindeki dil ve uygulamalarına yönelik köklü değişiklikler getirildi. Kanun, 'suça sürüklenen çocuk' kavramını 'adli süreçteki çocuk' olarak değiştirirken, silah bulundurma, tekerrür hükümleri ve sosyal inceleme zorunluluğu gibi alanlarda da önemli yenilikler içeriyor.
Kanunun en dikkat çekici değişikliklerinden biri, 'Çocuk Kanunu'nda yer alan 'suça sürüklenen çocuk' kavramının yerine 'adli süreçteki çocuk' ifadesinin kullanılması oldu. Bu değişiklikle, çocukların damgalanmasının önüne geçilmesi ve onların gelişimsel ihtiyaçlarına daha uygun bir dilin benimsenmesi amaçlanıyor.
Tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin yaş istisnası da yeniden düzenlendi. Kanunla birlikte, tekerrür hükümlerinin uygulanmasındaki yaş sınırı 18'den 15'e düşürüldü. Buna göre, suçu işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmayacak.
Yeni düzenlemeyle, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunlu hale getirildi. Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hakimi tarafından sosyal inceleme yaptırılmaması durumunda, bunun gerekçesi iddianamede veya kararda açıkça belirtilecek. Bu zorunluluk, çocukların durumlarının daha kapsamlı değerlendirilmesini hedefliyor.
Çocuk hakkında kamu tarafından dava açılması halinde, idari tedbirlerin alınması için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirim zorunluluğu getirildi. Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin ilgili kurum veya kuruluş tarafından yerine getirilmesi sırasında, gerekmesi halinde kolluktan yardım istenebilecek. Bu tedbirlerin uygulanmasında kurumlar arası koordinasyon, merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca, il ve ilçelerde ise vali ve kaymakamlar tarafından sağlanacak. Sekretarya hizmetleri Aile ve Sosyal Hizmetler il müdürlükleri tarafından yürütülecek. Hakim veya mahkeme tarafından verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararları, yerine getirilmek üzere ilgili kurum veya kuruluşa gönderilecek.
Kanun ayrıca, 'Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna' yeni bir madde ekledi. Bu maddeye göre, ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde saklanması nedeniyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, işlenen suçun ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilen Çocuk Koruma Kanunu, çocukların ceza sorumluluğundan dijital risklere karşı korunmasına kadar geniş bir yelpazede yeni hükümler içeriyor.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, meclis üyelerinin bulunduğu iletişim grubundan ayrıldı. Bu ayrılık, Tugay'ın AK Parti'ye katılacağı yönündeki iddiaları güçlendirdi ve belediye siyasetinde yeni bir dönemin habercisi oldu.
Mekke Anlaşması, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınarak muhalefetin sert eleştirilerine hedef oldu. Grup başkanvekilleri, anlaşmanın imzalanma yetkisini ve Türkiye için taşıdığı potansiyel bölgesel riskleri sorgularken, ekonomik verilere ilişkin de çarpıcı açıklamalar yaptı.