Barack Obama'nın adını taşıyan başkanlık merkezi, Tod Williams ve Billie Tsien tasarımıyla mimari tartışmaları beraberinde getiriyor. Yapı, bir dikilitaşı andıran formu ve aldığı isimlerle iktidar-mimari ilişkisini sorgulatıyor.
Obama Başkanlık Merkezi, mimarları Tod Williams ve Billie Tsien tarafından "bir alevi koruyan dört el" olarak tanımlanan özgün tasarımıyla açılışının ardından kamuoyunun dikkatini çekti. Yapıya, mimarisi nedeniyle "Obamalisk", "Obamarama" ve "Obamausoleum" gibi isimler takıldı. Mimarların ifadesiyle, yapı bir dikilitaşı veya mozoleyi andırıyor ve Tsien, projeyi "Onun hakkında, ama onun için değil" sözleriyle özetledi.
Amerikan Başkanlık Kütüphaneleri Geleneği
Amerikan başkanlık kütüphaneleri geleneği, Franklin D. Roosevelt'in 1939'da kişisel ve başkanlık belgelerini federal hükümete bağışlamasıyla başladı. Bu sistem, 1955 tarihli Başkanlık Kütüphaneleri Yasası ile kurumsal bir modele dönüştü ve özel kaynaklarla inşa edilip Ulusal Arşivler tarafından yönetilen yapılar haline geldi.
Bu kütüphaneler, eski başkanların kendilerini nasıl hatırlatmak istediklerini gösteren mimari "otoportreler" olarak işlev gördü. Örneğin, Lyndon B. Johnson'ın Austin'deki brutalist kütlesi gücü ve ağırlığı temsil ederken, Ronald Reagan'ın Kaliforniya'daki hacienda benzeri kompleksi muhafazakar Amerikan refahını sembolize etti. Bill Clinton'ın Arkansas'taki konsollu metal yapısı ise 21. yüzyıla köprü söylemini mimarisine taşıdı.
Mimari ve İktidar İlişkisi
Mimari ve iktidar arasındaki derin ilişki, Winston Churchill'in 1943'te bombalanan Avam Kamarası'nın yeniden inşası tartışılırken söylediği "Biz binalarımızı biçimlendiririz, sonra binalarımız bizi biçimlendirir" sözleriyle vurgulanmıştır. İktidarlar, söylemlerini somutlaştırmak ve sonsuzluğa taşımak için mimariye başvurur.
Albert Speer, Hitler için tasarladığı yapılarda "ruinenwert" (yıkıntı değeri) kavramını kullanmış; bir binanın bin yıl sonra Roma sütunları gibi asil bir harabe bırakacak şekilde tasarlanması gerektiğini belirtmiştir. 14. Louis'e atfedilen "L'État, c'est moi" (Devlet benim) sözü, Versailles'ın simetrisinde mimari bir karşılık bulurken, bahçeler kralın etrafında dönen bir atmosfer yaratmıştır.
Çavuşesku'nun Bükreş'teki devasa sarayı ise "Casa Poporului" (Halkın Evi) adını taşımış, ancak geçen aylardaki bir ziyarette halkın büyük çoğunluğunun ömürlerinde o kapılardan hiç geçmediği bilgisi verilmiştir. Bu durum, ismin kamusal olmasına rağmen mekanın kapsayıcı olmadığını göstermektedir.