Örsan K. Öymen, Türkiye'deki siyaset oligarşisinin halkı kasıtlı olarak eğitimsiz ve bilgisiz bıraktığını belirtiyor. Yazısında, TBMM'deki bir yasal düzenlemenin PKK'ya fiili af getirdiğini ve bunun hukuki çelişkiler yarattığını vurguluyor.
Türkiye'deki siyaset oligarşisi, Örsan K. Öymen'in değerlendirmelerine göre, halkı kasıtlı olarak eğitimsiz ve bilgisiz bırakıyor. Öymen, az gelişmiş ülkelerde milletin iyi niyetli ancak eğitim ve bilgi birikimi açısından donanımsız olduğunu belirtiyor. Bu durumun milletin değil, milleti eğitimsiz ve bilgisiz bırakan siyasetçilerin ve hükümetlerin ayıbı olduğunu ifade ediyor.
Bu koşullar altında, milleti söylemlerle aldatmanın kolaylaştığına dikkat çeken Öymen, siyaset oligarşisinin iktidarını korumak amacıyla bu durumu özellikle sürdürdüğünü vurguluyor.
Oligarşinin İktidar Stratejileri
Oligarşik siyasetçiler, iktidarlarını sürdürmek için çeşitli yöntemlere başvuruyor. Kimileri dini, mezhebi ve etnik kimliği kullanırken, kimileri ideolojik düşünceleri ve milletin kulağına hoş gelecek sözcükleri ve kavramları tercih ediyor. Bazıları ise milletin sevdiği ve saydığı kurucu liderlerin adını kullanarak iktidarlarını pekiştirmeye çalışıyor. Bu şekilde, oligarşiyi temsil ettikleri gerçeğini örtbas ederek, halkın yanında ve demokratik bir görünüm sergilemeyi hedefliyorlar.
TBMM'deki Tartışmalı Düzenleme: PKK Affı
Bu duruma dair bir örnek, TBMM Adalet Komisyonu'nda yaşanan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" başlığı altındaki düzenlemede görüldü. Öymen'e göre, bu düzenlemeyle millet bir kez daha aldatıldı. Yıllardır milli dayanışmayı ve toplumsal bütünleşmeyi baltalayan PKK'lı teröristlere adı konmamış fiili bir af getirildi.
Düzenleme kapsamında, PKK'lıların silah bırakıp bırakmayacakları konusu, teröristlerin kişisel beyanlarına indirgenerek belirlendi. Bu durum, PKK'lıların gerçekten silah bırakıp bırakmayacakları noktasında belirsizlik yaratıyor. Örneğin, bir teröristin makinalı tüfeklerini, mermilerini, füzelerini toprağın altına gömüp veya Kandil'de mağaralarda saklayıp, ya da Suriye, Irak ve İran'daki KCK/PKK bağlantılı diğer örgütlere teslim edip, Türkiye Cumhuriyeti güvenlik güçleri önünde "Benim sadece bir akım var" veya "Benim sadece bir tabancam var" şeklinde beyanda bulunması halinde, bu beyanın esas alınacağı ve teröristin fiili aftan yararlanacağı ifade ediliyor.
Hukuki Çelişkiler ve Çifte Standart
Öymen, bu sürecin suçun işlenmesine ve karşılığında alınacak cezaya dair tüm anayasa maddelerini ve yasaları ihlal edeceğini belirtiyor. Düzenlemenin yasal bir çelişki ortaya çıkaracağını ve suç işleyenler arasında PKK'lıların lehine pozitif ayrımcılık yapılacağını vurguluyor. Böylece PKK'lıların "torpilli suçlu" konumuna geçeceğinin altı çiziliyor.
Türkiye'de iktidara muhalif siyasetçiler, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, il başkanları, bürokratlar, milletvekilleri, akademisyenler, yazarlar, gazeteciler, sanatçılar ve sivil toplum örgütü yöneticileri hapishaneye atılırken, PKK'lıların silahlarını gerçekten bırakıp bırakmadıklarının dahi belirsizliğe bırakılması, siyaset oligarşisinin çifte standardını gözler önüne seriyor.