Rusya, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndaki çatışma endişeleri üzerine ABD'ye İran ile müzakere masasına dönme çağrısı yaptı. Moskova, küresel güvenlik konularında Washington'ın tutumunu eleştirdi.
Rusya, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda çatışmaların yeniden başlama endişeleri üzerine ABD'ye acil müzakere çağrısında bulundu. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova, olayların öngörülemeyen seyrinin barışçıl çözüm ihtimalini tehlikeye attığını belirtti.
Zaharova, daha önce Pakistan'ın başkenti İslamabad'da İran ile ABD arasında imzalanan mutabakat zaptını hatırlatarak, bu sürecin diplomatik çözüm için önemli bir zemin oluşturduğunu ifade etti. Bölgedeki durumun kötüleşmesinin, Orta Doğu'da Filistin ile İsrail arasındaki meselenin çözümünü baltalayacağını ve küresel çapta son derece olumsuz sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
Diyalog ve Bölgesel Güvenlik Çağrısı
Rusya, ABD ile İran'ın sorunlarını diyalog yoluyla çözmesi gerektiğini yineledi. Zaharova, tüm tarafları çatışmacı yaklaşımdan vazgeçmeye, müzakere masasına dönmeye ve karşılıklı saldırıları durdurarak bölgede sağlam barış yolları bulmak amacıyla diyaloğu başlatmaya çağırdı.
Zaharova ayrıca, bölgede kalıcı bir güvenlik sisteminin oluşturulmasında Orta Doğu ülkelerinin belirleyici bir rol üstlenmesi gerektiğini belirtti. Bölge dışı aktörlerin ise gerilimi artıracak adımlardan kaçınması gerektiğini dile getirdi.
Ukrayna ve Nükleer Anlaşmalar Üzerine Eleştiriler
Rusya'nın eleştirileri sadece İran meselesiyle sınırlı kalmadı. Zaharova, Avrupa'nın Ukrayna'ya yönelik askeri desteğine değinerek, NATO ülkelerinin Kiev'i hava savunma projelerine dahil etme girişimlerini eleştirdi. Ukrayna'ya yabancı askeri birliklerin konuşlandırılmasının kabul edilemez olduğunu ve bu birliklerin Rusya için meşru hedef olarak değerlendirileceğini ifade etti.
Zaharova, ABD'nin Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Antlaşması'nı onaylamamasına dikkat çekti. Washington yönetimini uluslararası anlaşmalara karşı "kibirli ve küçümseyici" bir tutum sergilemekle suçlayan Zaharova, ABD'nin silah kontrolü ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin uluslararası hukuka yaklaşımının küresel güvenlik açısından endişe verici olduğunu kaydetti.