İran'da savaşın derinleşmesiyle birlikte, 2011 yılında kurulan ve ABD ile her türlü teması ihanet olarak gören İslam Devrimi İstikrar Cephesi (Payidari) Tahran siyasetinde giderek daha fazla ağırlık kazanıyor.
Savaşın uzaması, Tahran'daki güç dengelerini İslam Devrimi İstikrar Cephesi (Payidari) lehine değiştiriyor. 2011 yılında kurulan Payidari, Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Araki ve Devrim Muhafızları tarafından yürütülen ABD görüşmelerine başından beri karşı çıkıyor. Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan'ın müzakereleri desteklemesine rağmen, Payidari Cephesi ABD ile her türlü teması ihanet, Batı sermayesini ise rejime sızma girişimi olarak görüyor.
Bu ayrışmanın en somut göstergelerinden biri, mutabakat metnindeki 300 milyar dolarlık yeniden yapılanma ve kalkınma fonu oldu. Pragmatik muhafazakârlar bu fonu ekonomik toparlanmanın anahtarı olarak değerlendirirken, Payidari bunu İran egemenliğinin sermaye karşılığında devri olarak nitelendiriyor ve bu konuda sert bir muhalefet sergiliyor.
İdeolojik Dönüşümün Kökenleri
28 Şubat'ta eski dini lider Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından yapılan üst düzey atamalar, bu ideolojik dönüşümü hızlandırdı. Devletin kritik kurumlarına getirilen birçok isim, Payidari'nin düşünsel mimarı kabul edilen ve 2021'de ölen Ayetullah Muhammed Taki Misbah Yezdi ekolünden geliyor. Misbah Yezdi'nin etkisi, İran'ın resmi anlatısında İslam Devrimi'nin başlangıcı kabul edilen 1963'teki Hordad Ayaklanması sonrasında kadro yetiştirmeye yönelmesiyle başladı.
1964 yılında Kum'da kurulan Hakkani Medresesi, Ahmet Cenneti, Muhammed Beheşti ve Ali Kuddusi gibi isimlerle birlikte bu çizginin merkezi haline geldi. Bugün Anayasayı Koruyucular Konseyi Genel Sekreteri olan Cenneti ile anayasal kurumların kuruluşunda rol oynayan Beheşti ve Kuddusi, bu geleneğin en önemli isimleri arasında yer aldı.
Hakkani Medresesi ve Devlet Kurumlarındaki Etkisi
Şii dünyasında din adamı yetiştiren geleneksel havza modelini değiştirmeyi amaçlayan Hakkani Medresesi, Humeyni'nin velayet-i fakih yorumunu esas alarak rehbere mutlak itaati merkeze yerleştirdi. Misbah Yezdi ekolü, halk iradesinin ancak velayet-i fakihe mutlak itaat çerçevesinde anlam kazanacağını savunurken, Mehdicilik, Huccetiye anlayışı, demokrasi ve insan haklarına mesafeli yaklaşım ile dini gerekçelerle şiddetin meşrulaştırılmasını ideolojik çerçevesinin parçası haline getirdi.
1953'te Şeyh Mahmut Halebi tarafından kurulan Mehdiye Huccetiye Hayriyye Cemiyeti, gerçek İslami yönetimin ancak 12. İmam Mehdi'nin dönüşüyle mümkün olacağını savunuyordu. Misbah Yezdi'nin bu yapının üst düzey isimlerinden olduğu iddia edilse de kendisi bunu reddetti. Buna karşın Hakkani Medresesi bugün istihbarattan yargıya, Devrim Muhafızları'ndan vakıflara kadar devletin birçok kurumu için yönetici yetiştiriyor.
Bu ekolden gelen önemli isimler arasında Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Anayasayı Koruyucular Konseyi Başkanı Muhsin Kadıhudayi ve eski bakan Mustafa Purmuhammedi bulunuyor. Bu atamalar, Payidari'nin İran'ın yönetim kademelerindeki etkisini ve ideolojik dönüşümün derinliğini gözler önüne seriyor.