Amerikan siyaset yapıcılarının Kürtlere yönelik varsayımları ve bağımsızlık vaatlerinin bölgedeki sonuçları tartışılıyor. Siyasetin güvenilir varsayımlar üzerine inşa edilmesinin önemi vurgulanıyor.
Ortadoğu'da siyasi dengeler, Amerikan siyaset yapıcılarının Kürtlere yönelik varsayımlarıyla yeniden gündeme geliyor. Washington'ın Kürtleri, kendi hedeflerine ulaşmak için destekleyebilecekleri bir güç olarak gördüğü ve siyasetleri başarıya ulaştığında sözlerinden kolayca cayabilecekleri düşüncesi, bölgedeki aktörler tarafından dikkatle izleniyor.
Kürt liderlerin bu Amerikan yaklaşımını görmelerine rağmen, bağımsızlık kazanma cazibesi karşısında basiretlerinin bağlandığı gözlemlenmektedir. Bağımsızlık girişimleri yakın geçmişte, Amerikalıların Sovyet yandaşı Esat rejimini devirme ve İslami Cihad'ın ilerleyişini durdurma karşılığında bağımsızlık vaatleriyle desteklenmişti.
Vaatler ve Bölgesel Gerçekler
Ancak vaatlerin sonucu, beklenen gibi olmadı. Cihatçılar zaman içinde önemli bir güç olmaktan uzaklaşırken, Esad görevinden uzaklaştırıldı ancak yerine Amerikalılar ile uyum içinde hareket etmeyi şiar edinmiş al-Şara getirildi. Kürtlere ise bağımsızlık yerine, yeni Suriye'nin inşasında önemli görevler üstlenmeleri gerektiği hatırlatılmakla yetinildi.
Bağımsızlık bekleyen Kürtler ve Amerikan bürokrasisinde veya silahlı kuvvetlerinde ilerleyeceğini sanan yetkililer, gösterdikleri çabanın nafile olduğunu itiraf etmek zorunda kaldılar. Bu durum, siyasetin güvenilir ve gerçekçi varsayımlar üzerine inşa edilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.
Bölgesel Aktörlerin Rolü ve Gelecek Senaryoları
Amerikalı dostların, Kürtleri geçmişte Rusların da kullandığını ve gelecekte de kullanabileceklerini göz önünde bulundurması gerektiği belirtiliyor. Bu bağlamda, en iyi Amerikan siyasetinin, Kürtlerin kendi kimliklerini korumak kaydıyla yaşadıkları ülkeyle bütünleşmelerini teşvik etmek olabileceği vurgulanıyor.
Öte yandan, İsrail'in uzun süredir bölgede Amerikan ve İsrail desteği olmadan yaşayamayacak bir Kürt devleti kurma hayalini sürdürdüğü ifade ediliyor. Bu konudaki rivayetler, özellikle son zamanlarda Türkiye'nin İsrail karşıtı bir söylemi benimsemesiyle alevlenmiş, ancak Amerika ve İsrail'in savaşta farklı çizgiler izlemeye başlamasıyla sönmeye başlamıştır.
Böyle bir ülkenin varlığının Türkiye, İran veya Irak tarafından kabul edilmeyeceği, dolayısıyla İsrail'in çıkarlarına ters düşen bir duruma yöneldiğinde manipüle edilebileceği iddia ediliyor. İsrail'in gücü kendi başına böyle bir ülke yaratmaya yetmezken, Amerika Birleşik Devletleri ise kendi çıkarını öne alarak yeni bir ülke yaratma yoluna gitmemeyi tercih etmektedir. Örneğin, İran ile olan son atışmada, İsrail'in İran'da etnik ayaklanma çıkarma fikri, Türkiye'nin bölgeye asker sevk edeceği ve Kürt güçlerini durduracağı yönündeki kesin ifadesinden sonra terk edilmiştir.