Türkiye ekonomisi, yüksek enflasyon ve düşük büyüme beklentileriyle stagflasyon sürecine girerken, uzmanlar geçmiş krizlerden daha zorlu bir dönemin işaretini veriyor.
Türkiye ekonomisi, yüksek enflasyon ve düşük büyüme beklentileriyle yeni bir dönemece girerken, uzmanlar bu durumu net bir 'stagflasyon' süreci olarak tanımlıyor. Stagflasyon, bir yandan işsizlik ve hayat pahalılığını artırırken, diğer yandan yeni vergi ve zam dalgalarını beraberinde getiriyor.
Ülke ekonomisi, 457 milyar dolarlık dış borcu ve Türk Lirası'ndaki değer kaybının yanı sıra yüzde 25'lere ulaşan enflasyonla mücadele ediyor. Geçen yılı yüzde 7.4'lük bir büyüme ile kapatan Türkiye'nin, 2019 yılında 'sıfır büyüme' veya küçülme yaşama ihtimali büyük oranda artmış durumda.
Stagflasyonun Derinleşen Etkileri
Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, Yeni Ekonomi Programı'nda (YEP) 2018 için yüzde 3.8, 2019 için ise yüzde 2.3 olarak öngörülen büyüme rakamlarının dahi, mevcut enflasyon hızı göz önüne alındığında stagflasyona girildiğinin açık bir göstergesi olduğunu belirtiyor.
Prof. Demiralp, yüksek enflasyon sorunlarının sıkı maliye politikalarıyla dizginlenebileceğini, ancak stagflasyon sürecindeki bir ülkede sıkı mali politikaların sorunu çözmede yetersiz kalacağını vurguladı. Bu tür durumlarda ülke ekonomisinin, krizden çıkmak için daha ağır bir bedel ödemek zorunda kaldığını ifade eden Demiralp, 2009 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 4.7 küçüldüğünü, ancak o dönemde enflasyon hedeflerinin tutması nedeniyle ağır bir tahribat yaşanmadığını hatırlattı. Bugün ise hem düşük büyüme hem de artan enflasyonun aynı anda yaşanmasının, iş kayıplarına ve mal ve hizmetlerde fiyat artışlarına neden olduğunu ekledi.
Büyüme Beklentilerinde Keskin Düşüş
Türkiye ekonomisi, 2018'in ilk çeyreğinde yüzde 7.3, ikinci çeyreğinde ise yüzde 5.2 büyümüştü. Ancak Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) Eylül sonunda yayımladığı raporda, Türkiye'nin büyüme oranı 2018 için yüzde 3.2, 2019 için ise yüzde 0.5 olarak öngörüldü. Bu öngörüler, Türkiye ekonomisinin özellikle dördüncü çeyrekte ve 2019 yılında ciddi bir yavaşlama evresine gireceğinin işareti olarak kabul ediliyor.
Eski Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Müdürü ve ekonomist Bartu Soral, bir ülkede büyüme oranının nüfus artış oranının altında kalmasının 'durgunluk' olarak tanımlanabileceğini ifade ederek, Türkiye'nin mevcut durumda net bir şekilde stagflasyon sürecine girmiş bir ülke olduğunu belirtti.
Merkez Bankası'ndan Kritik Gözlemler
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) raporlarında, mevcut ekonomik durumun çeşitli faktörlerden etkilendiği belirtiliyor. Eşel mobil uygulamasından kademeli çıkışın ve petrol görünümünün piyasaları etkilediği ifade edilirken, eşel mobilin kötü etkilediğine dair dikkat çeken ifadeler de yer aldı.
TCMB ayrıca, jeopolitik gelişmeler eşliğinde artan belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarının yükselme eğilimine girdiğini gözlemledi. Bu süreçte likidite koşullarının yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçlarının etkili şekilde kullanılmaya devam edileceği vurgulandı.