Türkiye ve Suudi Arabistan öncülüğünde Körfez'den Avrupa'ya uzanacak yeni ticaret rotaları geliştiriliyor. Bu hamle, İsrail'i devre dışı bırakarak bölgesel ticarette yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.
Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Irak, İsrail'i kapsam dışı bırakan alternatif ulaştırma projelerine hız verdi. Bu yeni ticaret güzergahları, bölgesel ticareti yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor.
Haziran ayında Türkiye ile Suudi Arabistan arasında, Osmanlı dönemindeki Hicaz Demir Yolu'nun Ürdün ve Suriye üzerinden yeniden canlandırılması için bir mutabakat zaptı imzalandı. Aynı dönemde BAE de Irak ve Suriye üzerinden Körfez limanlarına uzanacak yeni ticaret koridorları üzerinde çalışmaya başladı.
Kalkınma Yolu Projesi: Basra'dan Avrupa'ya Yeni Köprü
Irak'ın geliştirdiği Kalkınma Yolu Projesi, Basra'daki Büyük Faw Limanı'nı Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlamayı hedefliyor. Bu stratejik projeyle, ticaretin İsrail'e uğramadan Akdeniz'e ulaşması amaçlanıyor.
İsrail Limanlarının Kapasite Sınırları ve Bölgesel Riskler
İsrail'in Hayfa Limanı'nın yıllık yaklaşık 1,5 milyon konteyner elleçleme kapasitesine sahip olduğu belirtildi. Bu kapasitenin, Körfez ticaretini Avrupa'ya taşıyacak ölçekte olmadığı kaydedildi.
Ayrıca, savaş dönemlerinde limanlar ile enerji altyapısının füze ve insansız hava aracı saldırılarına maruz kalmasının, yatırımcı güvenini olumsuz etkilediği vurgulandı. Bu durum, alternatif rotaların önemini artırıyor.
Bölgesel ticaretin önündeki en önemli risklerden biri olarak İran gösteriliyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek olası krizlerin hem Körfez ülkelerini hem de enerji ticaretini doğrudan etkileyebileceği ifade edildi. BAE ve Suudi Arabistan, Türkiye'nin de içinde yer aldığı alternatif boru hatları ve yeni liman yatırımlarıyla bu bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.