Yargıtay, emlak komisyonu alacaklarına ilişkin önemli bir karara imza attı. Karara göre, icra takibi ve Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuru hakları birbirine derdestlik oluşturmayacak, mahkemelerin uyuşmazlıkların esasına inmesi gerekecek.
Yargıtay, emlak komisyonu alacaklarıyla ilgili emsal niteliğinde bir karara imza attı. Bu karar, gayrimenkul alım satım süreçlerinde aracı kurumlarla yaşanan ihtilaflarda izlenecek hukuki yolları netleştirerek hem ev alıcılarını hem de emlakçıları yakından ilgilendiriyor. Yüksek Mahkeme, icra takibi başlatılmasının Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuruya engel teşkil etmeyeceğine hükmederek, uyuşmazlıkların usulden değil, esastan incelenmesinin önünü açtı.
İhtilafın Başlangıcı ve İlk Derece Kararı
Söz konusu uyuşmazlıkta, konutu satın alan davalı taraf, emlakçının alım-satım sürecinde aracılık yapmadığını ve satış sözleşmesinde satıcı olarak görünen Canip Yağmur'un taşınmazın maliki olmadığını savunarak sözleşmenin geçersizliğini iddia etti. İlk derece mahkemesi ise, emlak sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olarak, davalı aleyhine daha önce Aliağa İcra Müdürlüğü'nde dosya açılmış olmasını gerekçe gösterdi. Mahkeme, Tüketici Hakem Heyeti kararının gerekçesini değiştirerek reddini onayladı ve davacının itirazını geri çevirdi.
Adalet Bakanlığı'ndan İtiraz ve Gerekçeler
Adalet Bakanlığı, bu karara itiraz ederek, davacının İcra ve İflas Kanunu'ndan doğan hakları ile Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuru hakkını aynı anda kullanabileceğini belirtti. Bakanlık, bu iki yasal yolun birbiri açısından 'derdestlik' oluşturmayacağını ifade etti. Davacının borçlu aleyhine 08 Mayıs 2025 tarihinde başlattığı takibe itiraz edildiği ve takibin 10 Haziran 2025 tarihinde durduğu belirlendi. İtirazın iptali davası açılmadığı için, talep edilen bedelin 2025 yılı itibarıyla 149 bin lira altındaki sınırda kalması sebebiyle 20 Haziran 2025 tarihinde Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurulduğu tespit edildi. Adalet Bakanlığı, itiraz yoluna başvurulduğu sırada devam eden başka bir dava bulunmadığı için derdestlik halinin oluşmadığını vurguladı.
Yargıtay'dan Emsal Niteliğinde Karar
Yargıtay, yaptığı değerlendirmede, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/4'üncü maddesi gereğince icra takibi yapılmasının alacak davası açılmasına engel teşkil etmediğini açıkladı. Yüksek Mahkeme, mahkemenin, 6502 sayılı Kanunun 68/5'inci maddesine göre davacının hem İcra ve İflas Kanunu'ndaki haklarını kullanabileceği hem de Hakem Heyetlerine başvuru yapabileceği prensibini göz ardı ettiğini belirtti. Yargıtay, her iki yasal imkânın birbirine derdestlik oluşturmayacağı dikkate alınarak işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna hükmetti. Bu nedenle, hükmün kanun yararına bozulmasına karar verildi. Bu karar, benzer durumdaki emlak komisyonu alacak davalarında mahkemelerin uyuşmazlıkları esastan değerlendirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.