Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Anlaşması, ABD'li askeri stratejist McGregor tarafından "Büyük İsrail Projesi'ne doğrudan bir yanıt" olarak değerlendirilirken, bölgedeki güç dengelerinin değiştiği vurgulandı.
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Anlaşması, uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu. Anlaşma, üç ülkeden birine yapılacak silahlı saldırının hepsine yapılmış sayılacağı taahhüdünü içeriyor. Eski ABD'li askeri stratejist Macgregor, bu anlaşmayı "Büyük İsrail Projesi'ne doğrudan bir cevap" olarak nitelendirdi.
Değişen Bölgesel Dengeler
Macgregor, Mekke Anlaşması'na Mısırlıların da katılabileceğine dair birçok kanıt bulunduğunu belirtti. Bölgenin geleceğine karar verecek iki büyük gücün Amerika veya İsrail değil, İran ve Türkiye olacağını ifade eden Macgregor, hedef alınan ülkelerin gerçek devletler olmadığını ve varlıklarını sürdürüp sürdürmemelerinin başka bir mesele olduğunu dile getirdi.
ABD'li stratejist Macgregor, bölgedeki ülkelerin savunmaları için artık tamamen Amerika Birleşik Devletleri'ne güvenemeyeceklerini anladığını vurgularken, bu durumdan en çok İsrail'in korkması gerektiğinin altını çizdi. Orta Doğu'daki güç dengesinin İsrail'in aleyhine değiştiğini belirten Macgregor, ABD ve silahlı kuvvetleri olmadan İsrail'in hayatta kalma şansının olmadığını savundu.
İsrail'in Geleceği ve ABD İlişkileri
Macgregor, İsrail'in Amerikan yardımı olmadan bölgesel hedeflerini gerçekleştiremeyeceğini ifade etti. Uzun vadede, İsrail'in bölgede bir ulus devlet olarak varlığını sürdüreceğine inanmakta zorlandığını dile getiren stratejist, İsrail'in geleceğine dair ciddi endişelerini ortaya koydu.
Siyasi analizlerinin yanı sıra, Macgregor ABD hükümetinin "Siyonist milyarderlere ait" olduğunu ileri sürdü. New York, Washington ve Londra'daki mali durumu kimin kontrol ettiğini sorgulayan Macgregor, bu hükümetlerin, finans sisteminin ve güç merkezlerinin gizli kontrolünü Yahudilerin yönettiği iddiasında bulundu.