Afrika İnsan ve Halkların Hakları Şartı'nın (Banjul Şartı) yürürlüğe girişinin 40. yılında kıtada savaşlar, darbeler ve zorla yerinden edilmeler temel hakları tehdit etmeye devam ediyor.
Afrika İnsan ve Halkların Hakları Şartı'nın (Banjul Şartı) yürürlüğe girişinin 40. yılında, kıtada savaşlar, darbeler, zorla yerinden edilmeler ve basın özgürlüğü ihlalleri insan haklarını tehdit etmeyi sürdürüyor. Sudan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC), Etiyopya ve Sahel bölgesindeki derinleşen krizler, insan hakları mekanizmalarının sahadaki etkinliğini yeniden gündeme getiriyor.
21 Ekim 1986'da yürürlüğe giren ve Afrika Birliği'nin 54 üyesi tarafından onaylanan Banjul Şartı, kıtanın kendine özgü insan hakları sisteminin temelini oluşturdu. Şartın ardından kurulan Afrika İnsan ve Halkların Hakları Komisyonu ile daha sonraki yıllarda kurulan Afrika İnsan ve Halkların Hakları Mahkemesi, bireysel hakların yanı sıra halkların var olma, barış ve güvenlik haklarını korumayı hedefledi. Kadınlar, çocuklar ve diğer kırılgan gruplara yönelik mekanizmalarla hukuki yapı genişletilmiş olsa da, temel hakların korunmasında ciddi sorunlar devam ediyor.
Kıtada Zorunlu Göç ve İnsanlık Krizleri
Afrika Stratejik Araştırmalar Merkezinin Eylül 2026 tarihli çalışmasına göre, kıtada çatışma, şiddet ve baskı nedeniyle yaklaşık 45 milyon kişi zorla yerinden edildi. Bu devasa nüfusun yaklaşık yüzde 85'ini Sudan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Somali, Nijerya, Burkina Faso, Güney Sudan ve Etiyopya'daki krizlerden kaçanlar oluşturuyor.
Sudan'da Nisan 2023'te başlayan savaşın ardından yaklaşık 14 milyon kişi evini terk etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre, bu kişilerin yaklaşık 9 milyonu ülke içinde yerinden edilirken, 4,4 milyon kişi komşu ülkelere sığındı. Çatışmalar, yaşam hakkının yanı sıra sağlık, eğitim, gıda ve barınma gibi temel hakları doğrudan etkiliyor. Kadınlar ve çocuklar bu süreçten orantısız biçimde etkilenirken, yerinden edilme ve ekonomik çöküş çocuk yaşta evlilik riskini artırıyor, silahlı grupların çocukları zorla silah altına alması ve kadınlara yönelik cinsel şiddet vakaları en ağır ihlaller arasında yer alıyor.
Doğal Kaynaklar ve Çatışmanın Gölgesinde KDC
Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin doğusunda doğal kaynakların kontrolü için yürütülen mücadele, insan hakları ihlalleriyle iç içe ilerliyor. 23 Mart Hareketi'nin (M23) denetimindeki bölgelerde, koltan ve altın madenleri hem çatışmanın ekonomik boyutunu hem de sivillere yönelik ihlallerin odak noktasını oluşturuyor. Uluslararası Af Örgütü'nün Eylül ayında yayımladığı araştırmaya göre, M23'ün Kuzey Kivu'daki Rubaya koltan madeni ile Güney Kivu'daki Lomera altın madeni bölgelerinde ciddi insan hakları ihlalleri yaşanıyor.