Güvenli liman olarak görülen altının ons fiyatı, 28 Eylül 2026 itibarıyla 4.198,10 dolara gerileyerek son haftaların en sert günlük kayıplarından birini yaşadı. Yüksek faiz ortamı ve küresel petrol fiyatlarındaki artış, altın üzerindeki satış baskısını artırdı.
Güvenli liman niteliğindeki altın, 28 Eylül 2026 tarihinde sert bir düşüş yaşayarak yatırımcıların dikkatini çekti. Spot altının ons fiyatı, günün erken saatlerinde yüzde 2,1 değer kaybederek 4.198,10 dolara kadar geriledi. Bu düşüşle birlikte değerli metal, 1 Eylül tarihinden bu yana en büyük günlük kaybını kaydetmeye hazırlanıyor.
Faiz Ortamı ve ABD Ekonomisi Baskısı
Piyasalarda altındaki satış baskısının artmasında, ABD ekonomisine ilişkin yeni beklentiler ve faiz görünümü etkili oldu. Özellikle tahvil getirilerindeki yükseliş, faiz getirisi sağlamayan altının cazibesini azaltarak yatırımcıların alternatiflere yönelmesine neden oldu.
Güçlü ekonomik verilerin, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) daha sıkı bir para politikası izlemesine yol açabileceği beklentisi, doları ve tahvil getirilerini desteklerken altın fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor. Bu hafta piyasaların odağında iş ilanları, ADP özel sektör istihdam raporu, Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksi ve tarım dışı istihdam rakamları gibi ABD'den gelecek önemli veriler bulunuyor.
Yükselen Petrol Fiyatları ve Enflasyon Endişesi
Küresel piyasalarda petrol fiyatlarında yaşanan yükseliş, enflasyon risklerini yeniden gündeme getirdi. Enerji maliyetlerindeki artışın şirketlerin üretim giderlerini ve tüketici fiyatlarını yukarı çekebileceği endişesi, yatırımcı kararlarında belirleyici bir faktör haline geldi.
Altın genellikle enflasyona karşı bir korunma aracı olarak değerlendirilse de, mevcut yüksek faiz ortamı bu avantajı sınırlıyor. Faiz getirisi sunmayan altını elde tutmanın maliyeti, tahvil gibi alternatif yatırım araçlarının getirisi yükseldikçe artış gösteriyor.
Analist Görüşü ve Gelecek Beklentileri
KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, altındaki düşüşte yüksek tahvil getirileri ve petrol fiyatlarındaki hareketliliğin etkili olduğunu belirtti. Waterer, petrol fiyatlarındaki yükselişin enerji arzına ilişkin belirsizliklerden kaynaklandığını ve bunun enflasyon kaygılarını canlı tuttuğunu ifade etti.