Birleşmiş Milletler (BM) İran Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu, ABD'nin 28 Şubat'taki hava saldırılarında İran'da savaş suçu işlemiş olabileceğine dair makul gerekçeler tespit ettiğini duyurdu. Komisyon, bu saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 178 sivilin yaşamını yitirdiğini rapor etti.
Birleşmiş Milletler (BM) İran Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu, yayımladığı yeni raporda, ABD'nin İran'da savaş suçu işlediğine inanmak için makul gerekçeler bulunduğunu tespit ettiğini bildirdi. Bu önemli gelişme, küresel insan hakları gündemine bomba gibi düştü ve uluslararası arenada geniş yankı buldu.
Komisyon raporunda, İran'daki sivillerin hem kendi hükümetleri tarafından işlenen ağır insan hakları ihlalleri ve insanlığa karşı suçlar hem de ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırıları arasında sıkışıp kaldığı kaydedildi. Bu durum, bölgedeki karmaşık insan hakları tablosunu bir kez daha gözler önüne serdi.
İran Hükümetinin Protestolara Müdahalesi
Raporda, İran hükümetinin 2025-2026 protestolarına yönelik şiddet içeren baskısının, geçmişteki müdahalelere kıyasla benzeri görülmemiş bir tırmanışa işaret ettiğine dikkat çekildi. Bu süreçte, kitlesel ölümlere ve yaralanmalara yol açan yaygın ölümcül güç kullanımı ve kapsamlı tutuklamaların yaşandığı belirtildi.
İran hükümetinin protestoculara karşı internet erişimini kısıtlamasının yanı sıra, idam cezalarını artırması da raporda eleştirilen konular arasında yer aldı. Mart ve ağustos ayları arasında tamamı protestolarla alakalı olmak üzere 29 kişinin idam edildiği bilgisi de raporda somut bir veri olarak sunuldu.
ABD'ye Yönelik Savaş Suçu İddiaları
BM Komisyonu, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarının ardından yaşananları detaylandırdı. Raporda, sivillerin ölümüne, yaralanmasına veya sivil nesnelerin zarar görmesine yol açan ayrım gözetmeksizin saldırı düzenlendiği ifade edildi.
Özellikle, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 178 sivilin ölümüne yol açan iki ayrı hava saldırısında ABD'nin savaş suçu işlediğine inanmak için makul gerekçeler bulunduğu tespit edildi. Bu tespit, uluslararası hukukun çiğnendiği yönündeki ciddi iddiaları gündeme taşıdı.
İran ve ABD'ye Çağrılar
Raporun sonunda, hem İran'a hem de ABD'ye önemli çağrılar yapıldı. Her iki ülkeye de tüm ihlallere ve suçlara derhal son vermeleri, mağdurlara tam tazminat sağlamaları ve ihlallerin tekrarlanmayacağını garanti altına almaları istendi. Bu çağrı, bölgedeki insan hakları ve uluslararası hukuk standartlarının korunması adına kritik bir adım olarak değerlendirildi.