İstanbul Esenyurt'ta genç kadın E.'ye yönelik nitelikli cinsel saldırı suçundan 12 yıl hapis cezası alan Y.Ş., koruma kararını ihlal etmesine rağmen zorlama hapis cezasıyla karşılaşmadı. Bu durum, koruma kararlarının etkinliği ve adli süreçteki aksaklıkları bir kez daha gözler önüne serdi.
İstanbul Esenyurt'ta genç kadın E.'ye yönelik nitelikli cinsel saldırı davasında 12 yıl hapis cezası alan Y.Ş., hakkında verilen koruma kararını defalarca ihlal etmesine rağmen zorlama hapis cezasıyla karşılaşmadı. Bu durum, kadına yönelik şiddetle mücadelede koruma kararlarının uygulanmasındaki ciddi aksaklıkları ve cezasızlığın failleri nasıl cesaretlendirdiğini bir kez daha ortaya koydu.
Yerel mahkeme ve istinaf tarafından onanan 12 yıllık hapis cezasına rağmen, dosya Yargıtay incelemesindeyken Y.Ş. hakkında tahliye kararı verildi. Mağdur E.'nin avukatları, dosyanın bulunduğu Yargıtay 9. Ceza Dairesi ile iletişime geçerek dosyanın akıbetini sordu. Ancak Y.Ş.'nin tahliyesine ilişkin gerekçeli karar, yaklaşık 2 aydır dosyaya dahil edilmediği belirtildi.
Koruma Kararı İhlalleri ve Zorlama Hapis Talebi
Tahliyesinin ardından E. hakkında sosyal medyadan iftiralara devam eden Y.Ş., koruma kararını bir kez daha ihlal etti. Bunun üzerine E.'nin avukatları, 27 Temmuz tarihinde zorlama hapsi talebiyle dilekçe sundu. Ancak bu talep, adliyede günlerce bekletildikten sonra hakim, 'karşı tarafa koruma kararının bildirildiğine dair evrakın emniyetten eklenmesi' talebinde bulundu. Halen emniyetten gelecek belge beklenmekte olup, Y.Ş. hakkında zorlama hapis kararı verilmedi.
Adli Süreçteki Aksaklıklar ve Mekanizma Yetersizliği
E.'nin avukatı İrem Özçoban, koruma kararlarının uygulanmasında yaşanan aksaklıkların, özellikle adli tatil dönemindeki işleyişten kaynaklandığını ifade etti. Özçoban, 'Normalde aktif dönemdeyken koruma kararlarında büyük sıkıntılar yaşamıyoruz. Fakat hakimlerin izinde olması, adliyede 10 hakim varsa 9'u izne çıktığı anda hepsi 1 hakime kalıyor' diyerek bu durumun ülke genelinde bir sorun olduğunu vurguladı.
Avukat Özçoban, koruma kararlarının yeterli caydırıcılığa sahip olmamasının kadınlar açısından dezavantaj oluşturduğunu belirtti. Kararların sadece mahkeme tarafından verilmesinin yeterli olmadığını, kolluk kuvvetlerinin de etkin bir şekilde çalışması gerektiğini vurgulayarak, 'Mekanizmalar bu konuda yetersiz. Sadece hakimin karar vermesi yeterli değil. Bunu uygulayıcı kolluk kuvvetlerinin de etkin bir şekilde çalışması gerekiyor' ifadelerini kullandı.