Türkiye'nin ABD yaptırımlarına rağmen İran ile ticari ilişkilerini sürdürmesi ve F-35 müzakerelerindeki bağımsız duruşu, İsrail medyasında geniş yankı buldu ve Tel Aviv'de alarm zillerini çaldırdı.
Türkiye'nin bağımsız ve çoklu dış politika hamleleri, uluslararası arenada dikkat çekmeye devam ediyor. Özellikle ABD'nin tek taraflı yaptırım mekanizmalarına karşı sergilediği kararlı duruş ve kendi çıkarları doğrultusundaki stratejik adımlar, İsrail basınında geniş yankı buldu.
Tel Aviv'de yapılan değerlendirmelerde, Ankara'nın Batı'nın dayatmalarına boyun eğmeden izlediği politikayı yakından takip edildiği ve Türkiye'nin kendi çıkarlarıyla uyuşmayan hiçbir kuralı tanımadığı, stratejik haklarını sonuna kadar koruduğu itiraf edildi. Bu durum, Türkiye'nin F-35 müzakerelerinde elini güçlendirirken uygulanan tek taraflı baskılara boyun eğmediğini de açıkça gösteriyor.
ABD Yaptırımlarına Meydan Okuyan Ticari Köprüler
Bu bağımsız duruşun en somut örneklerinden biri, İran ile sürdürülen ticari ilişkilerde görüldü. Türk havacılık şirketlerinin güvenlik gerekçesiyle Tahran seferlerini durdurmasına rağmen, İran'a ait ticari uçaklar Türk havalimanlarını kesintisiz kullanmaya devam etti. ABD yönetiminin dünya geneline yönelik kısıtlama ve yaptırım ültimatomunun sona ermesinin üzerinden sadece beş gün geçmesine rağmen, İran havayollarına ait en az 83 uçağın Türkiye'deki şehirlere iniş yaptığı belirlendi. Bu uçuş trafiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bağımsız liderlik anlayışının bir tezahürü olarak değerlendirildi ve Ankara'nın bölgesel ticaret köprülerini açık tutarak jeopolitik gücünü pekiştirdiği ifade edildi.
F-35 Diyaloğu ve İsrail'in Tedirginliği
İsrail medyasının asıl tedirginlik duyduğu noktanın ise Ankara ile Washington arasında son dönemde yeniden canlanan F-35 diyaloğu olduğu belirtiliyor. Beyaz Saray'ın, Türkiye'ye yönelik haksız yaptırımları kaldırma ve beşinci nesil hayalet savaş uçağı programına Ankara'yı yeniden dahil etme yönündeki sinyalleri Tel Aviv'de alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Trump döneminden bu yana iki lider arasındaki doğrudan diyaloğun önemine değinilen değerlendirmelerde, Rusya'dan alınan S-400 hava savunma sistemi gerekçesiyle uygulanan kısıtlamaların geleceği merak konusu oldu.
Bölgesel Aktörlerden Farklılaşan Türkiye
Bölgedeki birçok aktörün uluslararası baskılar karşısında geri adım atarak hava sahalarını ve sınırlarını kapattığı bir dönemde, Türkiye'nin ilkeli, dengeli ve çok yönlü bir siyaset izlediği kaydedildi. Bölge ülkelerinin dış kaynaklı direktiflere hızla teslim olduğuna dikkat çekilirken, Türkiye'nin milli menfaatleri gerektirdiğinde hiçbir engeli kabul etmediği ve dayatılan kısıtlamaları devre dışı bıraktığı vurgulandı. Ankara'nın bu duruşu, F-35 müzakerelerinde elini güçlendirirken uygulanan tek taraflı baskılara boyun eğmediğini gösteriyor.