Komedyen Deniz Göktaş'ın gösterisindeki ifadeler nedeniyle tutuklanması ve videolarına getirilen erişim engelleri, Türkiye'de ifade özgürlüğü ve adalet mekanizmalarına dair ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Yaşananlar, siyaset sahnesinde de yankı buldu.
Komedyen Deniz Göktaş, sahnelediği gösterisindeki ifadeler nedeniyle "dini değerleri aşağılama" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarıyla tutuklandı. Bu durum, sanat ve ifade özgürlüğüne yönelik tartışmaları yeniden alevlendirerek kamuoyunun gündemine oturdu.
Hukuki Süreçler ve Erişime Engellemeler
Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinden alınan bazı kesitlerin yer aldığı sosyal medya paylaşımları için daha önce erişim engeli kararı verilmişti. İfade Özgürlüğü Derneği'nden yapılan açıklamaya göre, söz konusu video hakkında 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi kapsamında yeni bir erişim engeli kararı alındı. Ancak, karara rağmen videonun YouTube tarafından henüz Türkiye'den görünmez kılınmadığı belirtildi.
Meclis Gündemine Taşınan Sorular
Yaşanan bu gelişmeler, siyaset sahnesinde de geniş yankı buldu. Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca ile İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Milletvekilleri, Adalet Bakanlığı'na yönelik bir dizi soru yönelterek, ifade özgürlüğü üzerindeki baskılara dikkat çekti.
Milletvekilleri, Bakanlığa, suç, şüphe veya kamu düzeni değerlendirmelerinde kişilerin "ses tonu frekansı", "konuşma ritmi", "sahne enerjisi" veya "seyirciyle bağ kurma düzeyi" gibi kriterlerin kullanılıp kullanılmadığını sordu. Ayrıca, "Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisinde milli güvenliği tehdit eden unsurun tam olarak ne olduğu, şakanın yapılması mı, anlaşılması mı, yoksa halkın şaka aracılığıyla memleketin halini fark etmesi mi olduğu sorgulandı.
Adalet Bakanlığı'na yöneltilen diğer sorular arasında, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının dijital mecralarda neleri izleyip nelere gülebileceğine dair bir "Resmi Kahkaha ve İroni Rehberi"nin bulunup bulunmadığı veya yayınlanmasının düşünülüp düşünülmediği yer aldı. Ayrıca, sosyal medyadaki kimi linç odaklarının sanal platformlarda yürüttüğü hedef gösterme operasyonlarının resmi birer ihbar olarak kabul edilip edilmediği ve organize trol ağlarının "rahatsızlık" beyanlarının adli süreçleri başlatmak için esas alınıp alınmadığı da merak edilen konular arasındaydı.