Emre Kongar, "Siyaset ve Ezop’un dili 2" başlıklı yazısında, Antik Yunan'dan Ezop'un ünlü dil masalını günümüz siyasetine uyarlayarak iktidar ve insanlık üzerine önemli dersler çıkarıyor.
Usta kalem Emre Kongar, güncel yazısında Antik Yunan'ın bilge masalcısı Ezop'un ölümsüz hikayelerinden birini, "Siyaset ve Ezop’un dili 2" başlığıyla yeniden yorumluyor. Kongar, Ezop'un meşhur dil masalı üzerinden, iktidar sahiplerine ve tüm insanlığa verilmiş evrensel bir dersin kapılarını aralıyor.
Masalın merkezinde, kendini döneminin en büyük bilgesi sanan kibirli ve cahil efendi Ksantus ile zekası ve bilgeliğiyle onu sürekli şaşırtan kölesi Ezop yer alıyor. Ksantus, Ezop'un kendisinden daha bilgili olduğunu fark ettikçe, onu haksız çıkarmak ve cezalandırmak amacıyla çelişkili veya ucu açık emirler vermekten çekinmiyor.
Bilgelik ve Dilin Gücü
Bu çelişkili tuzaklardan doğan 'Dil Masalı'nın ilk bölümünde Ksantus, önemli filozoflar, akademisyenler ve asilleri ağırlayacağı büyük bir ziyafet düzenler. Ezop'tan 'paranın satın alabileceği en lüks, dünyanın en güzel, en faydalı ve en iyi yiyeceğini' alıp getirmesini ister. Ezop, tüm bütçeyi kullanarak masayı baştan sona dilden yapılmış yemeklerle donatır: dil çorbası, dil salatası, fırında dil ve dil kavurması gibi.
Misafirlerin şaşkınlığı ve Ksantus'un azarı üzerine Ezop, dilin felsefenin, bilimin ve aklın anahtarı olduğunu belirtir. İnsanların dil aracılığıyla eğitildiğini, anlaştığını, şehirler ve uygarlıklar kurduğunu vurgular. Adaletin, ticaretin, aşkın ve duaların dil sayesinde mümkün olduğunu ifade eden Ezop, dili insanı hayvandan ayıran en asil organ olarak tanımlar. Bu felsefi açıklama karşısında Ksantus ve konuklar suskun kalır, Ezop ise cezalandırılmaktan kurtulur.
Dilin Karanlık Yüzü ve İktidarın İntikamı
Ertesi gün, intikam alma hırsıyla dolan Ksantus, bu kez hiç sevmediği rakiplerini ve siyasetçileri ağırlamak üzere yeni bir ziyafet hazırlar. Ezop'tan 'dünyanın en berbat, en zehirli, en kötü yiyeceğini' getirmesini emreder.
Ziyafet saatinde Ezop yine mutfaktan tabakları getirince herkes büyük bir şaşkınlık yaşar; çünkü tüm yemekler yine dilden yapılmıştır. Misafirlerin önünde küçük düştüğünü düşünen Ksantus, "Dün en iyi şey dildir dedin, bugün en kötü şey diye önümüze yine dil koydun!" diyerek Ezop'a bağırır. Ezop ise, "Efendim, dünyada dilden daha kötü ne olabilir ki?" sorusunu yönelterek, dilin hem en yüce hem de en alçak özellikleri bünyesinde barındırdığını ima eder.