Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yasama ve denetim faaliyetlerindeki zafiyetler, kuvvetler ayrılığı ilkesinin önemini yeniden gündeme getirdi. İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Meclis'in gücünü yitirmesinin vatandaşları sahipsiz bıraktığını belirtti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 28. Dönem 5. Yasama Yılına başlarken, geride kalan yasama döneminin kanun yapma ve denetim faaliyetleri yeniden değerlendirildi. Geçen yasama yılında kabul edilen kanunların büyük bölümünün torba düzenlemelerden oluşması ve binlerce yazılı soru önergesinin süresinde cevaplanmaması, Meclis'in yasama ve denetim vazifelerine ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi.
İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Meclis'in yeni yasama yılına başlaması dolayısıyla yaptığı açıklamada, 4. Yasama Yılının karnesini çıkardı. Yeneroğlu, güçlü bir Meclis için kuvvetler ayrılığının şart olduğunu ifade etti.
Meclis'in Zayıflayan Rolü
Her geçen yıl Meclis'in kanun yapma ve yürütmeyi denetleme rolünün daha da zayıfladığını belirten Yeneroğlu, kuvvetler ayrılığının fiilen ortadan kalktığı bir düzende Meclis'in yürütmenin onay makamı olmaktan öte fazla bir işlevi kalmadığını dile getirdi. Meclis güçsüzleştikçe yalnızca milletvekillerinin değil, derdini bu çatı altına taşıyamayan milyonlarca vatandaşın da sahipsiz kaldığını vurguladı. Yeni yasama yılına pembe tablolarla değil, bu tablonun muhasebesini yaparak başlanması gerektiğini söyledi.
Torba Kanunlar ve Yasama Kalitesi
Geçen yasama yılında toplam 36 kanun kabul edildiğini aktaran Yeneroğlu, bu kanunlardan 15'inin uluslararası anlaşmaların onaylanmasına ilişkin, 2'sinin ise bütçe ve kesin hesap kanunu olduğunu belirtti. Geriye kalan 19 kanunun 16'sının torba kanunlardan oluştuğunu ifade etti.
Tek bir ihtisas komisyonunda etraflıca değerlendirilmeyen, sivil toplumun ve uzmanların görüşlerine yeterince başvurulmayan bu düzenlemelerin, hukuki güvenliği ve kanunların öngörülebilirliğini zedelediğini vurgulayan Yeneroğlu, iyi bir kanunun ihtisas komisyonlarında tartışılan, farklı görüşlerin dinlendiği, Anayasa'ya ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uygunluğu gözetilen kanun olduğunu dile getirdi. Son yıllarda ise Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği düzenlemelerin, benzer sorunları taşıyan yeni metinlerle yeniden Meclis'in önüne getirildiği bir yasama pratiğiyle karşılaşıldığını ekledi.
Denetim Görevindeki Aksaklıklar
Yeneroğlu, Meclis'in yürütmeyi denetleme vazifesinin zayıfladığını da sayısal verilerle ortaya koydu. Geçen yasama yılında sunulan 14 bin 714 yazılı soru önergesinden yalnızca bin 241'inin süresinde cevaplandığını, 5 bin 955'inin geç cevaplandığını, 5 bin 246'sının ise cevapsız kaldığını belirtti.
Ülke Genelindeki Durum
Açıklamasını ülkenin içinde bulunduğu tabloya ilişkin değerlendirmesiyle tamamlayan Yeneroğlu, Türkiye'nin ekonomik, toplumsal ve ahlaki açıdan ağır bir krizin içinden geçtiğini ifade etti. Bir yanda açlık sınırının altında kalan ücretlerle ay sonunu getirmeye çalışan milyonların ve geçim derdiyle hayatına son veren vatandaşların yürek yakan haberleri olduğunu dile getirdi.