İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nın müzakereler süresince açık tutulması önerisini kabul etmediklerini açıkladı. Bu karar, bölgedeki tansiyonu daha da artırma potansiyeli taşıyor.
İran, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın statüsüyle ilgili kritik bir karar aldığını duyurdu. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ülke basınına yaptığı açıklamada, ABD'nin müzakereler sonuçlanana kadar Hürmüz Boğazı'nın kapatılmaması ve gemi trafiğinin sürdürülmesi yönündeki ısrarlı önerisini kabul etmediklerini bildirdi.
Garibabadi, “Sonuç ne olursa olsun İran'ın temel politikası değişmeyecektir. Bu öneriyi kabul etmedik. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve yeni çatışma dalgası devam etti. İşte onurlu diplomasinin gerçek tezahürü budur” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, bölgedeki deniz yolu güvenliği ve uluslararası ilişkiler açısından kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
ABD'den Deniz Ablukası ve Ticari Gemilere Müdahale
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'a yönelik uygulanan deniz ablukası kapsamında bölgedeki faaliyetlerini artırdı. CENTCOM'dan yapılan açıklamaya göre, ablukaya uyum kapsamında 17 ticari geminin rotası değiştirildi. Ayrıca, 2 geminin “hizmet dışı” bırakıldığı ve 2 gemiye de uyumun sağlanması amacıyla baskın yapıldığı belirtildi. Bu adımlar, bölgedeki gerilimin askeri boyutunu gözler önüne seriyor.
İran'dan ABD'ye Karşı 'Savaş Suçları' Davaları
Diplomatik ve askeri gerilimin yanı sıra, İran hukuki alanda da ABD'ye karşı adımlar atıyor. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ülkesine karşı işlenen savaş suçlarına ilişkin bin 400 sayfadan fazla hukuki rapor ve belge hazırlandığını açıkladı. Garibabadi, “Fedakar Hukukçular” konulu sempozyumda yaptığı konuşmada, bu davaları ulusal ve uluslararası hukuk platformlarında sonuna kadar takip edeceklerini belirtti.
İranlı yetkili, hukuki sürecin 10 ila 15 yıl sürebileceğini ifade ederken, hukuki sürecin titizlikle takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Ulusal mahkemelerde yürütülecek yargılamaların, yabancı mahkemelerde açılacak davalar açısından ön koşul niteliği taşıdığına işaret eden Garibabadi, bu sayede başvuruların usul gerekçesiyle reddedilmesinin önüne geçilebileceğini dile getirdi. Ayrıca, savaş suçlarının belgelenmesi çalışmalarının hızlandırılması ve zamanaşımı riskine karşı kurumların belge toplama sürecini geciktirmemesi çağrısında bulundu.