Maliye Bakanlığı, para piyasası fonlarındaki hızlı büyümeyi ve 'sıcak para' hareketliliğini mercek altına aldı. Kurumsal yatırımcılara yönelik vergi avantajını kaldırarak sermayeyi daha kalıcı ve üretken yatırımlara yönlendirmeyi amaçlayan yeni bir vergi formülü üzerinde çalışılıyor.
Maliye Bakanlığı yetkilileri, son dönemde kısa vadeli fonlarda yaşanan hızlı büyümeyi ve bu fonlara akan sermayenin hacmini detaylı bir şekilde inceliyor. Hem yurt içi hem de yurt dışı kaynaklı yatırımcıların para piyasalarına yönelttiği sermayenin yapısı araştırılırken, bu giriş-çıkışların ekonomiye sağladığı katkı sorgulanıyor.
Yürütülen çalışmanın temel hedefi, sisteme giren sıcak paranın sadece getiri arayışından çıkarılarak üretken ve kalıcı yatırımlara kanalize edilmesi olarak belirlendi.
Kurumsal Yatırımcılara Yönelik Vergi Avantajı Mercek Altında
Mevcut mevzuata göre, Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 67. maddesi uyarınca para piyasası fonlarından elde edilen kazançlarda bireysel yatırımcılara yüzde 17,5 oranında stopaj uygulanıyor. Ancak kurumsal yatırımcılar, bu kesintiden muaf tutuluyor.
Maliye Bakanlığı, sermayenin kısa vadede kalmasına neden olan bu durumu değiştirmek amacıyla kurumsal yatırımcıların vergilendirilmesine yönelik çeşitli alternatifleri masaya yatırdı. Bu farklılığın özellikle yabancı kurumsal yatırımcıları kısa vadeli fonlara yönelttiği değerlendiriliyor.
Hedef: Kalıcı ve Üretken Yatırımlar
Hazırlanan yeni vergi taslağıyla birlikte, özellikle yabancı kurumsal yatırımcıların kısa vadeli işlemler üzerinden sağladığı sermaye hareketliliğinin yönü değiştirilmek isteniyor. Bu adımın, sermayenin daha uzun vadeli yatırımlara aktarılmasını sağlayacağı öngörülüyor.
Çalışmanın hayata geçmesi durumunda, ani fon giriş-çıkışlarının (sıcak para) yavaşlatılması, bunun yerine Türkiye'ye yönelen sermayenin çok daha istikrarlı, kalıcı ve doğrudan yatırıma dönüşen bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor.
Maliye tarafından yürütülen çalışmada vergi düzenlemelerinin yanı sıra farklı seçeneklerin de değerlendirildiği belirtiliyor. Henüz kesinleşmiş bir düzenleme bulunmazken, çalışmanın kısa vadeli sermaye hareketlerini sınırlamaya ve Türkiye'ye gelen fonların daha kalıcı, istikrarlı ve üretken yatırımlara dönüşmesini sağlamaya odaklandığı kaydedildi.