Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin madencilik sektöründeki iş güvenliği sorunlarını araştırmak üzere kurduğu komisyonların hazırladığı raporlardaki öneriler yıllardır uygulanmazken, Soma, Amasra ve İliç gibi büyük facialar yaşanmaya devam ediyor.
Türkiye'de madencilik sektöründe yaşanan iş kazaları, iş güvenliği konusunu sürekli gündeme getiriyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 16 yıl önce madencilik sektöründeki sorunları araştırmak amacıyla bir komisyon kurmuştu. Bu komisyonun Ekim 2010'da kamuoyuyla paylaştığı raporda, Türkiye'nin iş sağlığı ve güvenliği sorunlarının, ülkenin genel sosyoekonomik gelişmişlik ve eğitim düzeyi ile işsizlik sorunlarıyla doğrudan ilgili olduğu tespiti yapılmıştı.
Göz Ardı Edilen Öneriler
Söz konusu raporda, sektördeki iş sağlığı ve güvenliğini artırmak ve kazaları azaltmak için çeşitli öneriler sıralandı. Bunlar arasında iş güvenliği kültürünün oluşturulması, maden iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve sektörün ihtiyacını karşılayacak nitelikte iş güvenliği uzmanı yetiştirilmesi yer alıyordu. Ayrıca, iş sağlığı ve güvenliği teftişlerinin tepkisel yaklaşımdan ziyade, işçiyi ve işvereni yönlendirici, koruyucu ve önleyici bir yaklaşımla kalıcı tedbirler oluşturma amacı gütmesi gerektiği belirtildi. Madenciliğin yoğun ve risk faktörünün yüksek olduğu bölgelerde altı aylık dönemler halinde eğitim programları düzenlenmesi ve kaçak maden ocaklarıyla etkin mücadele edilmesi gerektiği de rapordaki önemli maddelerdendi.
Tekrarlayan Facialar ve Yeni Komisyonlar
Ancak Meclis'in bu kapsamlı raporundan sonra, 2014 yılında 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma faciası yaşandı. Bu büyük felaketin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yeni bir araştırma komisyonu kuruldu ve raporu Aralık 2014'te kamuoyuyla paylaşıldı.
Ne yazık ki, Soma'dan sonra da maden faciaları durmadı. Meclis, 2022'de Amasra'da 43 madencinin ve 2024'te İliç'te 9 işçinin hayatını kaybettiği olayların ardından iki ayrı araştırma komisyonu daha kurmak ve raporlar hazırlamak zorunda kaldı. Bu durum, önceki raporlardaki uyarıların ve önerilerin yeterince dikkate alınmadığını gözler önüne serdi.
Muhalefetin Eleştirileri
Son olarak kurulan İliç Komisyonu'nun raporuna muhalefet partileri şerh koydu. Şerhte, 2002 yılından itibaren işçi sağlığı ve güvenliğinin, işçileri koruyan bir hak olmaktan çıkarılıp sermayeye yeni kar alanları açan bir sektöre dönüştürüldüğü iddia edildi. Muhalefet, işçi sağlığı yerine iş sağlığının öne çıkarılmasının, patronların sorumluluktan kaçmasını sağladığını ve devletin gözetim ile denetim mekanizmalarını sermaye lehine işlemez hale getirdiğini belirtti. Şerhte ayrıca, Soma, Ermenek, Hendek, İliç ve benzeri yüzlerce iş cinayetlerinin bu politikanın doğrudan bir sonucu olduğu vurgulandı. Muhalefet, felaketlerin "fıtrat" söylemiyle normalleştirildiğini ve işçiyi değil, sermayeyi koruyan bir düzen inşa edildiğini ifade ederek, bu düzenin böyle devam edemeyeceğinin altını çizdi.