Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), ekim ayı faiz kararını bugün saat 14:00'te açıklayacak. Piyasaların ağırlıklı beklentisi, politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 36 seviyesine çekilmesi yönünde.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Para Politikası Kurulu (PPK) ekim ayı toplantısını bugün gerçekleştiriyor. Yılın yedinci PPK toplantısı olan bu buluşmanın ardından faiz kararı, saat 14.00’te kamuoyuna duyurulacak. Piyasaların ve ekonomistlerin odak noktası, politika faizinde beklenen değişim üzerine yoğunlaşmış durumda.
Eylül ayındaki toplantıda politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit tutulmuştu. Ancak ekim ayı için uluslararası bankaların değerlendirmeleri ve ekonomist anketleri, ağırlıklı olarak 100 baz puanlık bir faiz indirimine işaret ediyor. Bu beklentinin gerçekleşmesi halinde politika faizi yüzde 36'ya düşecek ve TCMB, ocak ayından bu yana ilk faiz indirimini yapmış olacak.
Ekonomistlerden Beklentiler ve Reel Faiz Vurgusu
Ekonomist Hikmet Baydar, TCMB'nin ekim ayı toplantısında piyasa beklentileri doğrultusunda 100 baz puanlık faiz indirimine gitmesini beklediğini belirtti. Baydar, bu beklentinin temelinde yıllık enflasyonun yüzde 30 seviyesinin altına gerilemesinin yattığını ifade etti. Ayrıca, politika faizi ile enflasyon arasındaki farkın 700 baz puanın üzerine çıkmasının yüksek reel faize işaret ettiğini vurguladı.
Mevcut ekonomik koşulların faiz indirimi için uygun bir zemin oluşturduğunu değerlendiren Baydar, yılın kalan bölümünde de indirimlerin devam edebileceğine dikkat çekti. Piyasa davranışlarını olumsuz etkileyecek yeni bir gelişme yaşanmaması halinde, politika faizinin yıl sonunda yüzde 34,5 ile yüzde 35 seviyelerine kadar gerilemesinin sürpriz olmayacağını öngördü.
Faiz İndirimi Gerekçeleri ve Alternatif Görüşler
Faiz indirimi için ekonomik koşulların yeterince oluştuğunu savunan Baydar, özellikle reel sektöre ilişkin verilerin para politikasında gevşeme ihtiyacını ortaya koyduğunu ifade etti. Reel faizlerin aşırı yükselmesi, piyasalardaki durgunluk ve işletmelerin krediye erişimde yaşadığı güçlüklerin ekonomik faaliyetler üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti.
Yüksek kredi maliyetlerinin sürdürülebilir olmaktan uzaklaştığını vurgulayan Baydar, kapasite kullanım oranı ve sanayi üretimi gibi göstergelerin de faiz indiriminin gerekliliğini desteklediğini belirtti. Ancak, bazı kuruluşlar enflasyon beklentilerindeki katılık nedeniyle faizin sabit tutulabileceğini de öngörüyor.