Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Mudanya Mütarekesi'nin tarihi önemine vurgu yaptığı konuşmasında, milletin hem cephede hem de masada eğilmez duruşunu hatırlattı. Özel, sandık iradesinin önemine değinerek, ülkenin geçmişten gelen bağımsızlık ruhunu vurguladı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Mudanya'da düzenlenen anlamlı bir törende yaptığı konuşmayla dikkatleri üzerine çekti. Özel'in konuşması, milletin sandık iradesine ve bağımsızlık mücadelesindeki kararlı duruşuna vurgu yaparken, tarihi Mudanya Mütarekesi'nin gerçekleştiği meydanın önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Törene, eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ve İnönü Vakfı Başkanı, 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün kızı Özden Toker de katıldı.
Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, törende yaptığı konuşmada, "Mudanya'nın adı savaştan barışı sağlayan müzakerelerle tarihe geçmiştir. İnönü'yü, Atatürk ve bağımsızlık mücadelemize emek veren herkesi minnetle anıyorum" ifadelerini kullandı.
Dalgıç, barışın korunmasının önemine değinerek, "Biz bağımsızlığın bedelini bilen bir ülkeyiz. Savaşın toplumlarda açtığı yaraları biliyoruz. Bu nedenle barışın korunmasını, gelecek kuşaklara karşı görevimiz olarak görüyoruz. Bir çocuğun güvenle okula gidebilmesi, bir ailenin evinde huzurla yaşayabilmesi, insanlarının geleceklerini korkmadan planlayabilmesi hepimiz için değerlidir. Mudanya'nın barış kimliği, birbirimize nasıl davrandığımızla anlam kazanır. Mudanya'nın barış üzerine düşünen, birlikte iş üreten insanların buluştuğu bir kent olmasını istiyoruz" şeklinde konuştu.
Tarihi Müzakerelerin Gölgesinde
Eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ise konuşmasında Mehmet Haberal'ın organ nakli konusunda standartlar geliştirdiğini belirterek, Türkiye'nin temsiline büyük katkı sağladığını söyledi. Mudanya'da barış çalışmalarının yapılmasının, kentin değerini artıracağını dile getiren Karayalçın, "Bu kente insanlar gelecek, çalışmalar yapacaklar ve Mudanya, barış adıyla anılacak Türkiye'de ve dünyada, bu gerçekten çok büyük bir kazanım. Yaşasın Cumhuriyet" ifadelerini kullandı.
Cepheden Masaya: Milletin Eğilmeyen Duruşu
Törende yapılan vurgularda, Mudanya'daki meydanın sıradan bir yer olmadığı, cephede kazanılan büyük bir askeri başarının, masada siyasi ve diplomatik bir kazanıma dönüştüğü yer olduğu belirtildi. Büyük Taarruz kazanılmış, Yunan ordusu Anadolu'dan çıkarılmıştı; fakat savaşın bitmesi için yalnızca cephede kazanmak yetmiyordu.
Müzakere masasında dönemin koşulları oldukça çetindi. Bir tarafta henüz savaş meydanından çıkmış, yıllardır yokluk içinde mücadele veren bir millet varken, diğer tarafta dönemin büyük devletleri bulunuyordu. Denizde onların savaş gemileri, orduları ve masanın başında diplomatik güçleri vardı.
Bu zorlu masaya Türkiye'nin temsilcileri oturdu. Başlarında 38 yaşındaki İsmet Paşa vardı, Fevzi Paşa ve Refet Bele ile birlikte. İngiltere, Fransa ve İtalya'nın temsilcileri, Mütareke Evi'ndeydiler. Yunanistan'ın temsilcileri ise Mudanya'nın açıklarında bir gemide bekliyorlardı.
Yunanistan temsilcileri, sahada kaybettikleri savaşı, masa başındaki müzakerelerle İtalya'dan, Fransa'dan, İngiltere'den geriye çevirmesini ve Anadolu'da varlıklarını sürdürebilecekleri topraklar ve Doğu Trakya'da kalıcı olmayı ümit ediyorlardı. Ancak karşılarında, Batı Cephesi kumandanı İsmet Paşa, cephedeki kadar devleşen, iyi eğitimiyle, yabancı diliyle, müzakere tekniklerine hakimiyetiyle ve kıvrak zekasıyla dimdik duruyordu.