Diyarbakır'da Kuyumcu Dükkanına Şafak Vakti Silahlı Saldırı
Diyarbakır'ın Sur ilçesinde bulunan bir kuyumcu dükkanı, sabaha karşı kimliği belirsiz kişilerce silahlı saldırıya uğradı. Olayda yaralanan olmazken, iş yerinde maddi hasar meydana geldi.
DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, 1994 yılında kaçırılıp öldürülen Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayetlerinin yeniden aydınlatılması talebiyle Adalet Bakanlığı'na başvurdu.

DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, 1994 yılında İstanbul'da kaçırıldıktan sonra Düzce'nin Yığılca ilçesinde öldürülen Kürt iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay cinayetlerinin yeniden araştırılması için Adalet Bakanlığı'na başvurdu. Bu başvuru, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in faili meçhul cinayetlerin yeniden inceleneceği yönündeki açıklamalarının ardından geldi.
Kürt iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay, 2 Haziran 1994 tarihinde İstanbul'da kaçırılmıştı. Üç ismin cansız bedenleri, İzmit-Adapazarı-Bolu hattı üzerinde yer alan Düzce'nin Yığılca ilçesinde bulunmuştu. Bu faili meçhul cinayetlerin, 1990'lı yıllarda polis-mafya-siyaset üçgeninde Susurluk bağlantılı kişiler tarafından işlendiği iddiaları uzun süre kamuoyunu meşgul etmişti.
Söz konusu faili meçhul cinayetler davasında Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi, eski Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, dönemin Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin ve eski MİT görevlisi Korkut Eken'in de aralarında bulunduğu sanıkların tamamı hakkında 13 Aralık 2019 tarihinde beraat kararı vermişti.
Pervin Buldan'ın avukatı Bişar Abdi Alinak tarafından Adalet Bakanlığı'na bağlı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'na sunulan dilekçede, cinayetin emir-komuta zincirindeki tüm faillerinin tespit edilerek adli işlemlerin yapılması ve Savaş Buldan cinayetinin tüm yönleriyle aydınlatılarak faillerin cezalandırılması talep edildi.
Dilekçede, üç kişinin öldürülmesinin 'münferit ve sıradan bir adli vaka' olmadığı vurgulandı. Cinayetlerin 1990'lı yılların siyasi atmosferi, Kürt iş insanlarına yönelik listeler, dönemin siyasi açıklamaları, benzer kaçırma ve öldürme olayları ile Susurluk sürecinde ortaya çıkan devlet-mafya-siyaset ilişkileriyle birlikte ele alınması gerektiği savunuldu.
Başvuruda, dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in PKK'ya yardım ettiği ileri sürülen iş insanlarına ilişkin açıklamasının ardından çok sayıda Kürt iş insanının benzer yöntemlerle kaçırılarak öldürüldüğü belirtildi. Kamuoyunda 'Kürt iş adamları listeleri' olarak bilinen tartışmalar ile bu üç cinayet arasında bağlantı bulunup bulunmadığının ise bugüne kadar tam olarak ortaya çıkarılamadığı ifade edildi.
Dilekçede, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde kamu görevlileri ve Susurluk yapılanmasıyla bağlantılı olduğu ileri sürülen çok sayıda kişinin adının geçtiği, MİT kayıtları, tanık anlatımları, kriminal raporlar ve resmi belgelerin dosyaya girdiği belirtildi. Bu delillerin, cinayetlerin organize bir biçimde gerçekleştirildiğine dair ciddi unsurlar içerdiği savunuldu.
Diyarbakır'ın Sur ilçesinde bulunan bir kuyumcu dükkanı, sabaha karşı kimliği belirsiz kişilerce silahlı saldırıya uğradı. Olayda yaralanan olmazken, iş yerinde maddi hasar meydana geldi.
Yalova'daki kanlı çatışmanın ardından hazırlanan 982 sayfalık fezleke, terör örgütü IŞİD'in Horasan Kolu ile olan bağlantıları ve operasyon sırasındaki kritik gecikmeleri gün yüzüne çıkardı.
İran Devrim Muhafızları Komutan Yardımcısı Cevani, savaşın ABD ile yapılan mutabakat zaptı temelinde sona ermesi gerektiğini vurguladı. Cevani, Hürmüz Boğazı'nın ancak ABD'nin taahhütlerini yerine getirmesiyle açılabileceğini ifade etti.