Prof. Dr. Erhan Afyoncu, nüfus düşüşünün Türkiye için gelecekteki büyük risklerine dikkat çekerek, Cumhurbaşkanı'nın 'üç çocuk' politikasının stratejik önemini vurguladı. Afyoncu, gençlere okuma ve gezme tavsiyelerinde de bulundu.
Ünlü tarihçi Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Türkiye'nin nüfus yapısının geleceği hakkında önemli uyarılarda bulundu. Afyoncu, Anadolu topraklarında yaşamış kadim medeniyetlerin akıbetini örnek göstererek, nüfus oranlarının bir milletin varlığını sürdürmesindeki kritik rolüne dikkat çekti.
Prof. Dr. Afyoncu, özellikle 2007 yılında Cumhurbaşkanı tarafından dile getirilen 'üç çocuk' politikasının, Türkiye'nin 2100'lü yıllarda bu topraklardaki Türk varlığını sürdürebilmesi için hayati önem taşıdığını vurguladı.
Anadolu Toprakları: Milletler Mezarlığı Uyarısı
Tarihte ilk yazılı antlaşmayı yapan Hititler'in, ilk parayı bulan Lidyalılar'ın ve ilk büyük imparatorluğu kuran Romalılar'ın bugün Anadolu'da yaşayan bir mirasçısının olmadığını belirten Afyoncu, bu durumu 'Anadolu toprakları milletler mezarlığıdır' sözleriyle açıkladı. Afyoncu, direnme ve yaşama gücünün kaybedilmesi halinde, Türkler için de 'bin sene burada yaşamışlar ve tarihe gömülmüşler' denilebileceği riskine işaret etti.
Afyoncu, Türkiye'nin nüfus meselesini Cumhurbaşkanı'nın 2007'de ifade ettiği 'üç çocuk' politikasıyla toparlayamaması durumunda, 2100'lü yıllarda bu topraklarda Türk diye bir şey kalmayacağı konusunda net bir uyarıda bulundu.
15 Temmuz İşgal Planı ve Nüfusun Önemi
Türk milletinin Haçlılarla baş ettiğini ve en son 15 Temmuz'da çok ciddi bir işgal planını ters yüz ettiğini ifade eden Afyoncu, bu direniş gücüne rağmen nüfusun düşmesinin geleceği olumsuz etkileyeceğini belirtti. Afyoncu, 'Hâlâ ayaktayız ama nüfus öyle düşerse gelecek çok iyi değil, bunu bilin' ifadelerini kullandı.
Gençlere Yönelik Tavsiyeler: Gezin ve Okuyun
Panelde gençlere seslenen Prof. Dr. Erhan Afyoncu, gezmek ile okumanın birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Yurt dışında Türk dünyasından başlayarak, Türkiye'de de Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun mümkün olduğu kadar dolaşılmasını tavsiye etti. Afyoncu, gezmenin öğrettiği şeyleri hiçbir şeyin öğretemeyeceğini, özellikle okuma ile birleştiğinde mükemmel sonuçlar doğurduğunu kaydetti.
Afyoncu, bu bölgelerde yapılan gezilerde Osmanlı'dan kalan izlerin ve toplumların görülebileceğini, Makedonya ve Bulgaristan Müslümanlığı ile Evlad-ı Fatihan gibi kültürel mirasların yakından tanınabileceğini dile getirdi. Bu deneyimlerin gençlerin ufkunu açacağını ve aidiyet duygusunu pekiştireceğini belirtti.