Dünya genelinde su kaynakları etrafındaki gerilimler yükselirken, 2024 yılında 420 su bağlantılı çatışma kaydedilerek bu alandaki en yüksek seviyeye ulaşıldı. İklim değişikliği ve eşitsizliğin derinleştirdiği su krizi, jeopolitik bir çatışma çarpanına dönüşüyor.
Dünya genelinde 2,1 milyar insanın güvenli içme suyuna erişimi bulunmazken, kadınlar ve kız çocukları her gün yaklaşık 250 milyon saatlerini su toplamakla geçiriyor. Birleşmiş Milletler'in 2026 Dünya Su Kalkınma Raporu, 'Herkes İçin Su: Eşit Haklar ve Fırsatlar' başlığı altında, su krizinin temel sorununu suyun varlığından ziyade, kimin, nerede ve hangi koşullarda suya erişebildiği olarak tanımlıyor. UN-Water ve UNESCO tarafından yayımlanan bu rapor, eşitsiz su ve sanitasyon erişiminin sağlık, eğitim, geçim kaynakları ve güvenlik üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor.
Küresel Su Krizi ve Kadınlar Üzerindeki Etkisi
Özellikle kadınlar açısından su krizi, büyük bir zaman ve fırsat maliyeti yaratıyor. Dünyanın birçok bölgesinde evlerinin su ihtiyacını karşılama sorumluluğunu taşıyan kadınlar ve kız çocukları, suyun nasıl yönetileceğine dair karar mekanizmalarında yeterince yer almıyor. Birleşmiş Milletler, bu nedenle daha fazla altyapı yatırımından ziyade, daha kapsayıcı su yönetişimine ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Su Bağlantılı Çatışmalarda Rekor Artış
Su meselesi, eşitlik ve kalkınma boyutlarının ötesine geçerek 'çatışma' kelimesiyle giderek daha fazla yan yana geliyor. Pacific Institute'un otuz yılı aşkın süredir tuttuğu Water Conflict Chronology verileri, bu dönüşümün boyutunu gözler önüne seriyor. 2024 yılında dünya genelinde 420 su bağlantılı çatışma olayı kaydedilerek bugüne kadarki en yüksek seviyeye ulaşıldı.
Bu artışın çarpıcılığı, önceki yılların verileriyle daha iyi anlaşılıyor. 2022'de bu sayı 235 iken, son iki yıldaki artış yüzde 78'e ulaştı. 2000 yılında ise dünya genelinde sadece 24 vaka kaydedilmişti. Daha da dikkat çekici olan, su bağlantılı çatışmaların 2020'den bu yana neredeyse dört katına çıkmış olmasıdır.
Suyun Jeopolitik Çarpan Rolü ve Riskli Bölgeler
Bu rakamlar, su kıtlığının otomatik olarak savaşa yol açtığını göstermese de, çok daha önemli bir gerçeği işaret ediyor: İklim değişikliği, savaşlar, zayıf yönetişim, eşitsizlik, hızlı kentleşme ve artan talep bir araya geldiğinde su, mevcut kırılganlıkların bir çarpanı haline geliyor. Al Jazeera'nın Stockholm Dünya Su Haftası öncesinde yayımladığı analiz, bu riskin en belirgin olduğu coğrafyaları ortaya koyuyor.
Bu riskli coğrafyalar arasında Gazze ve Batı Şeria'dan Sudan'a, İran ve Körfez ülkelerinden Ukrayna'ya kadar uzanan geniş bir hat yer alıyor. Pacific Institute ise suyun çatışmalardaki rolünü üç kategoriye ayırıyor: Kurban, tetikleyici ve silah. 2024 yılında kaydedilen olayların yüzde 55'inde barajlar, boru hatları, kuyular, arıtma tesisleri veya suyun taşınması gibi su altyapıları hedef alındı veya etkilendi.