Deneyimli gazeteci Taha Akyol, meslek hayatının 30. yılında Hürriyet'e transfer oldu. Haftanın altı günü yazacak olan Akyol, yeni dönemde objektif yazarlık ve toplumsal uzlaşma çağrısı yapacağını ifade etti.
Deneyimli gazeteci Taha Akyol, meslek hayatının otuzuncu yılında "amiral gemisi" olarak nitelendirdiği Hürriyet gazetesine katıldı. Akyol, bundan böyle pazar günleri hariç haftanın altı günü Hürriyet okurlarıyla buluşacak.
Yazı hayatına 1980 öncesinde MHP'nin yayın organı Hergün'de başlayan Akyol, ardından bir hapislik fasılası yaşadı. 1986'dan itibaren Tercüman'da yöneticilik yapan ve son 19 yılını Milliyet'te köşe yazarı olarak geçiren Akyol, Hürriyet'teki ilk yazısında bu yeni başlangıcın kendisi için büyük bir mutluluk olduğunu ifade etti.
Objektif Bakış Açısı ve Toplumsal Gerilimler
Yazılarının logosu yirmi yıldır "Objektif" olan Taha Akyol, üstat Peyami Safa'dan esinlenerek seçtiği bu çizgisini Hürriyet'te de sürdüreceğini belirtti. Akyol, dürüst yazarın doğru bildiklerini savunan yazar olduğunu vurgularken, objektifliğin ise karmaşık olgularda resmin bütününü görme gayreti olduğunu açıkladı.
Akyol, objektifliğini yitiren bir taraftarlığın insanı coşturduğunu, ancak bunun "Biz" daima iyi ve haklıyken, "Onlar"ın daima kötü ve haksız olduğu yanılgısına yol açtığını dile getirdi. Özellikle sosyal gerginlik dönemlerinde aşırılıkların vahim sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunan Akyol, dünya tarihindeki büyük sosyal çatışmaların hep bu gerilim dönemlerinde ortaya çıktığını hatırlattı.
Türkiye'nin Çok Sesliliği ve Uzlaşma İhtiyacı
Yazar, yüzyıl önceki İttihatçı-İtilafçı yazarların keskin kavgalarını anlatmak için dilimize giren "kalemşor" tipini hiç sevmediğini belirtti. Bu kavgaların bir imparatorluğun kaybına yol açtığını vurgulayan Akyol, doğru bildiklerini savunurken itidale özel önem vermenin ve hayatın bütün renklerini görmenin gerekliliğine inandığını ifade etti.
Türkiye'nin artık çok sesli bir ülke olduğunun altını çizen Taha Akyol, bu ülkede başkalarının doğrularına anlayışla bakmaktan başka çare olmadığını söyledi. Kennedy'nin "Amerikan birliğinin temelinde farklılıklarımıza gösterdiğimiz anlayış ve hoşgörü vardır" sözünü anımsatarak, Türkiye için de benzer bir uzlaşma ve hoşgörü anlayışının elzem olduğunu belirtti.