Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, Türk Kızılay Kanunu teklifini görüştükten sonra çalışmalarını tamamladı. Kapanışa, milletvekilleri arasında yaşanan 'fon vurgunu' tartışmaları damga vurdu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, Meclis Başkan Vekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplanarak 'Türk Kızılay Kanunu' teklifini görüşmelerinin ardından çalışmalarını tamamladı. Genel Kurul'un kapanışına, milletvekilleri arasında yaşanan 'fon' tartışmaları ve bu konudaki sert iddialar damga vurdu.
Yoğun Tartışmalar ve 'Fon Vurgunu' İddiaları
Gündem dışı konuşmalar ve milletvekillerinin birer dakikalık söz taleplerinin ardından grup başkanvekillerinin değerlendirmeler bölümüne geçildi. Bu bölümde, yaklaşık üç haftadır ülkenin gündeminde olan 'fon vurgunu' iddiaları hararetli tartışmalara yol açtı. Bir milletvekili, bu durumu 'fon meselesi' veya 'fon krizi' olarak normalleştirmeye çalışanların niyetinin konuyu görmezden gelmek olduğunu belirterek, yaşananların 'örgütlü bir soygun, örgütlü bir vurgun' olduğunu vurguladı.
Tartışmalar sırasında, Sayın Şimşek'e yönelik sert eleştiriler dile getirildi. Milletvekili, 'Peki madem öyle Sayın Şimşek, elinden tutan mı vardı? Bu manipülasyonların suç olduğunu bilmiyor muydun? Niye mani olmadın?' ifadelerini kullandı. Ayrıca, bu açıklamalardan sonra 131 fona 500 milyar liradan fazla para yatırıldığına dikkat çekilerek, 'Beceremiyorsan çek git, bilemiyorsan çek git, yapamıyorsan çek git' çağrısında bulunuldu. Eğer birileri tarafından engellendiği iddia ediliyorsa, o kişilerin ifşa edilmesi gerektiği de belirtildi.
Yapısal Sorunlar ve Soruşturma Talepleri
Meclis çatısı altında, yaşanan durumun 'çuvala sığdırılacak, üstü örtülecek, geçiştirilecek bir şey olmadığı' ve 'yapısal ve kurumsal bir sorunla karşı karşıya olunduğu' ifade edildi. Bu kadar kuruma rağmen böyle bir krizin ortaya çıkmasının vahim olduğu belirtilerek, araştırma önergelerinin ciddiye alınması ve iktidarın bu meseleye sıcak bakması gerektiği vurgulandı.
Tartışmaların üzerinden 25 gün geçmesine rağmen, ne Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), ne Maliye Bakanlığı bürokrasisinden, ne Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), ne de Borsa İstanbul'dan herhangi bir kişinin görevden alınmadığı veya etkili bir soruşturma yapılmadığına tanık olunmadığı belirtildi. Bunun yerine tehditler, kaçamaklar, erişim engelleri, korkutma, susturma ve gazetecileri hapse atma veya ev hapsine koyma gibi sindirme çabalarının devam ettiği ifade edildi.