Türkiye'nin terörle mücadelesinde gelinen son nokta, Cumhur İttifakı temsilcileri Hüseyin Yayman ve Feti Yıldız'ın açıklamalarıyla netleşti.
Türkiye'de marketten otele, lokantadan parka kadar birçok alanda vatandaşların gündeminde olan 'Terörsüz Türkiye' süreci ve siyasi gelişmeler merak konusu olmaya devam ediyor. Özellikle Kürt esnaf, garson ve taksi şoförlerinin 'Bu konu ne zaman sonuçlanacak?' ve 'Muhalefetin tavrı nasıl?' gibi soruları üzerine, Nova Bülten olarak sürece yakın isimlerle görüştük. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, merak edilen soruları yanıtladı.
Devlet Politikası ve Kırmızı Çizgiler
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, sürece dair değerlendirmelerine 'Bu işler konuşarak yapılan işler değil, susarak yapılan işler' sözleriyle başladı. Yayman, sürecin devlet ve millet politikası olduğunu vurgulayarak, 'Kırmızı çizgilerimiz var' dedi. Bu çerçevede, silahların bir an önce bırakılması ve terör örgütlerinin mağaralarını boşaltması gerektiğinin altını çizdi.
Kamuoyu Desteği ve Yasal Güvence
Sürecin toplumsal karşılığının güçlü olduğunu belirten Yayman, Eylül ayında yapılan kamuoyu araştırmalarında 'Terörsüz Türkiye' sürecine verilen desteğin yüzde 73.4 olarak ölçüldüğünü aktardı. Ayrıca, 'Terörsüz Türkiye çerçeve yasasının' Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 467 oyla kabul edilmesinin, sürecin en önemli güvencesi olduğunu ifade etti.
Muhalefetin Rolü ve Sürecin Başlangıcı
Muhalefetin sürece yönelik tavrının da sıkça sorulduğunu belirten Yayman, Meclis'te 467 kabul oyu verildikten sonra hiç kimsenin 'Ben bu işin içinde yokum' diyemeyeceğini, sorunu çözmenin herkesin görevi olduğunu söyledi. Yayman, sürecin tam iki yıl önce, Sayın Devlet Bahçeli'nin Meclis'te Dem Parti milletvekillerine zeytin dalı uzatmasıyla başladığını hatırlattı.
Kazanımlar ve Tarihsel Hafıza
İki yıldır konuşulan ve tartışılan bu süreçte Türkiye'nin birlik ve beraberliğinin zerre kadar zarar görmediğini vurgulayan Yayman, en büyük kazanımlardan birinin yuvalara şehit cenazesi gelmemesi ve annelerin ağlamaması olduğunu belirtti. Kendi yazdığı 'Türkiye'nin Kürt sorunu hafızası' kitabına atıfta bulunarak, Atatürk'ten AK Parti dönemine kadar tüm yöneticilerin bu konuyu ele aldığını, çözüm için düğmeye basıldığını ekledi. Bugün gelinen noktada ise herkesin silahların bırakılmasını ve verilen sözlerin tutulmasını beklediğini ifade etti.