Meclis’in 8 Aylık Sağlık Harcaması 167,8 Milyon TL'ye Ulaştı
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yılın ilk sekiz ayındaki toplam sağlık harcaması, milletvekilleri ve yakınlarının tedavi ile ilaç giderleriyle birlikte 167 milyon 814 bin liraya yükseldi.
Türk siyasetinde son dönemde yaşanan gelişmeler, seçmenlerde "Oy versem de değişmez" algısıyla apati riskini artırıyor. Uzmanlar, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin siyaset yapma alanını daraltan etkilerine dikkat çekiyor.

Türk siyasetinde apati riski, son dönemde yaşanan önemli gelişmelerle birlikte giderek daha fazla tartışılıyor. Seçmenlerde "Oy versem de değişmez" düşüncesiyle ortaya çıkan siyasi ilgisizlik, siyaset kurumunun geleceği hakkında endişeleri artırıyor. Bu durumun en somut örneklerinden biri, AKP'den koparak kurulan Gelecek Partisi'nin 29 Temmuz 2026 tarihinde kendini feshettiğini açıklaması oldu. Genel Başkan Ahmet Davutoğlu, partilerinin siyasetten çekilme nedenini "kirlenmiş siyasi iklimin parçası olmamak" olarak duyurdu.
Uzmanlara göre, Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile karar alma süreçlerinin giderek merkezi hale gelmesi, hem muhalefetin hem de iktidar partilerinin siyaset yapma alanını daraltıyor. Bu daralma, seçmenlerde siyasi ilgisizliğin, yani 'apati' riskinin büyüyüp büyümediği sorusunu gündeme taşıyor.
Siyaset bilimci Mesut Yeğen, bu sürecin tek bir nedene indirgenemeyeceğini belirtiyor. Yeğen'e göre, hükümet sistemi değişikliği ve rejim dönüşümü, küresel makro faktörler ve insan malzemesindeki sorunlar bir arada etkili oluyor. Özellikle 2016 sonrası yaşanan rejim değişikliğini temel faktörlerden biri olarak gösteren Yeğen, hükümet sistemi değişikliği olarak sunulan dönüşümle birlikte siyaset yapmanın ana mekânının Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) olmaktan çıktığını ve Cumhurbaşkanlığı kurumuna devrolduğunu vurguluyor. Yeni önerilerin artık milletvekillerinden değil, Cumhurbaşkanı çevresindeki danışmanlar ve politika kurullarından geldiğini ifade ediyor.
Meseleyi yalnızca sistem mimarisiyle sınırlı görmeyen Yeğen, medya, belediyeler, siyasi aktörler ve sivil alan üzerindeki baskıların da siyaset alanını daralttığını ve yeni tekliflerin önünü kestiğini dile getiriyor. Ayrıca, dünyanın endüstri devrimine benzer büyük bir dönüşüm geçirdiğini ve buna uygun bir siyasetin henüz üretilemediğini de ekliyor. Mikro düzeyde ise siyasetçilerin kalitesindeki düşüşe işaret eden Yeğen, hem otoriterleşme hem de önceki dönemlerin etkisiyle siyaset yapmanın maliyetli hale geldiğini, ikbal ve maddi menfaatlerin görece yüksek olmasının fırsatçı eğilimleri güçlendirdiğini kaydediyor.
Siyaset Bilimci İbrahim Uslu ise mevcut tabloyu 'siyasetin alanının daralması' olarak tanımlıyor. Uslu'ya göre, bu sistemle bütün gücün tek merkezde toplanması nedeniyle ne partiler içerisinde ne de partiler arasında rekabet bulunmuyor.
Uslu, muhalefetin elindeki denetim araçlarının da büyük ölçüde etkisizleştiğine dikkat çekiyor. Bakanlara sorulan soruların çoğunlukla yanıtsız kaldığını belirten Uslu, gensoru gibi klasik parlamenter denetim araçlarının da bu sistemle birlikte artık muhalefetin elinde olmadığını ifade ediyor. Sivil toplumun da sindirilmiş durumda olduğunu, sendikalar ve meslek örgütleri gibi yapıların etkisinin azaldığını vurguluyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yılın ilk sekiz ayındaki toplam sağlık harcaması, milletvekilleri ve yakınlarının tedavi ile ilaç giderleriyle birlikte 167 milyon 814 bin liraya yükseldi.
CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, Mustafa Balbay'ın 'CHP kapatılsa' şeklindeki açıklamalarına tepki göstererek, parti içindeki 'değişim' sürecinin bir 'tasfiyeye' dönüşme ihtimalini sorguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Havalimanı'nda gerçekleşen 4. Pist ve İlave Yatırımların Açılış Töreni'nde Türkiye'nin havacılık sektöründeki yükselişini değerlendirdi. Erdoğan, ülkenin aktif havalimanı sayısının 26'dan 58'e çıktığını ve havacılıkta 'şampiyonlar ligine' ulaşıldığını belirtti.