Himalayalar'daki büyük buzul çökmesiyle yaşanan sel felaketinin ardından, Türkiye'de benzer bir riskin olup olmadığı uzmanlar tarafından değerlendirildi. Bilim insanları, Türkiye'deki buzul yapısının farklı olduğunu ancak bazı risklerin bulunduğunu belirtiyor.
Nepal ve Tibet sınırında yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan büyük buzul çökmesiyle oluşan sel felaketi, gözleri Türkiye'deki olası risklere çevirdi. Dünyanın en hızlı ısınan kuşaklarından Akdeniz'de yer alan Türkiye'de buzul çökmesiyle sel riski var mı, uzmanlar bu konuda ne düşünüyor?
Türkiye'deki Buzul Yapısı ve Uzman Görüşleri
Uzmanlar, Türkiye için Nepal'deki ölçekte bir buzul çökmesi riskinin söz konusu olmadığını belirtiyor. Prof. Dr. Mehmet Akif Sarıkaya, Türkiye'deki buzul alanlarının Himalayalar'daki devasa sistemlerden farklı olarak, küçük ve topoğrafik açıdan bağımsız sınırlara sahip olduğunu vurguluyor. Ülkemizdeki buzullar, dağların yüksek kesimlerinde ve izole konumda yer alıyor.
Sarıkaya, Türkiye'de buzul gölü patlamasına bağlı büyük ölçekli bir sel (GLOF) beklenmediğini ifade ediyor. Bunun temel nedeni olarak, Türkiye'deki buzullarda bu denli büyük bir göl oluşumunun gözlenmemesini gösteriyor.
Potansiyel Tehlikeler: Buzul Kopmaları
Ancak uzmanlar, buzul kopmalarının risk teşkil edebileceğinin altını çiziyor. Bu tür kopmaların riskinin yaz aylarının sonunda, özellikle ağustos sonu ve eylül başında arttığına dikkat çekiliyor. Bu durumun, yerleşim yerleri veya bölgede hayvancılık yapan kişiler için tehlike oluşturabileceği belirtiliyor.
Tarihteki Örnek: 1840 Ağrı Dağı Olayı
Türkiye tarihinde bilimsel kayıtlara geçen en bilinen buzul kopmasına bağlı sel örneği, 1840 yılında Ağrı Dağı'nın kuzeydoğu eteklerindeki Ahura Vadisi'nde (Cehennem Deresi) meydana geldi. Felaketin sebebiyle ilgili farklı açıklamalar bulunuyor.
İtalya ve ABD'den araştırmacıların 2019'da Geomorphology dergisinde yayımlanan çalışması, deprem ve olası volkanik faaliyet sonrası hızlı kar ve buz erimesinin büyük bir çamur-buz-kaya akışına dönüştüğünü savunuyor. Araştırmacılar, bu akışın aşağıdaki yerleşimleri vurduğunu ve geniş bir yelpaze şeklinde tortul alan bıraktığını belirterek olayı bir 'lahar' yani volkanik çamur akması olarak yorumluyor.
Prof. Dr. Tolga Görüm ise bu açıklamaya tam olarak katılmıyor. Görüm, olayda devasa bir kaya ve buz kütlesinin vadiden aşağı indiğini ve tarihi kayıtlara göre yaklaşık 1.300 kişinin hayatını kaybettiğini ifade ediyor.