Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara'da yaptığı açıklamada Türkiye'nin başka bir ülkenin toprağına saldırı amaçlı asker göndermeyeceğini belirtti ve Mekke Anlaşması'nın bir savunma paktı olduğunu vurguladı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Macaristan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Anita Orban ile Ankara'da düzenlediği ortak basın toplantısında, Türkiye'nin dış politika ve güvenlik yaklaşımına dair önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Fidan, Türkiye'nin başka bir ülkenin toprağına askeri güç gönderip orada bir saldırı yapmayacağının altını çizdi.
Fidan ayrıca, kamuoyunda tartışılan Mekke Anlaşması'nın niteliğine açıklık getirerek, bu mutabakatın bir savunma paktı olduğunu ve saldırı amacı taşımadığını ifade etti.
Mekke Anlaşması: Bir Savunma Paktı
Bakan Fidan, Mekke Anlaşması'nın temel amacının taraf ülkelerin birbirlerinin güvenliğine destek vermek olduğunu belirtti. Anlaşmanın Yemen'den Suudi Arabistan'a gelen saldırılara karşı hava savunma ve elektronik harp gibi konularda savunmaya yönelik yardımları kapsadığını dile getirdi. Fidan, 'Bunun adı, bir savunma anlaşması' diyerek, anlaşmaya taraf olan ülkenin saldırıya uğraması durumunda yanında olunacağını vurguladı.
Mekke Anlaşması'nın onay sürecine ilişkin de bilgi veren Dışişleri Bakanı, 'Mekke anlaşmasının Meclis'e gönderilmesi için gerekli çalışmalar nihayete ermiş durumda' ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, Türkiye'nin uluslararası güvenlik işbirliklerindeki pozisyonunu netleştirdi.
Karadeniz'deki Gerilim ve Türkiye'nin Rolü
Fidan'ın gündemindeki bir diğer önemli başlık ise Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaşın Karadeniz'e sıçrama riskiydi. Avrupa'nın güvenlik mimarisinde Türkiye'nin kilit rolüne vurgu yapan Bakan, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin tavizsiz uygulandığını hatırlattı. Savaşın Karadeniz'e yayılmakta olduğunu gözlemlediklerini ve sivil gemilere yönelik artan saldırıların bölgedeki can, mal, seyir ve çevre güvenliğine ciddi tehdit oluşturduğunu kaydetti.
Dışişleri Bakanı, Karadeniz'in yeni bir çatışma cephesine dönüşmesine bölge ülkeleri ve uluslararası toplum olarak izin verilmemesi gerektiğini belirtti. Türk bayraklı, Türk sahipli ve Türk personelli gemilerin de bu durumdan etkilendiğini ifade eden Fidan, özellikle tahılın uluslararası piyasalara ulaşamamasından kaynaklanan gıda güvenliği sorunlarına dikkat çekti. Bu durumun sona ermesi için Türkiye'nin çaba gösterdiğini ekledi.