Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nden gelen emsal niteliğindeki kararla, satış hedeflerine bağlı olarak tutarı değişen primlerin, kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücret hesaplamasına dahil edilmesi gerektiğine karar verildi. Bu karar, prim sistemiyle çalışan milyonlarca işçiyi yakından ilgilendiriyor.
Prim sistemiyle çalışanları yakından ilgilendiren kritik bir karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nden geldi. Yüksek mahkeme, satış hedeflerine bağlı olarak tutarı değişen primlerin, işçinin kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücret hesaplanırken dikkate alınması gerektiğine hükmetti. Bu emsal karar, işçilik alacakları konusunda yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Primlerin Kıdem Tazminatına Etkisi
Yargıtay'ın aldığı kararda, işçinin her ay aynı miktarda prim almasının sonucu değiştirmeyeceği vurgulandı. Ayrıca, prim ödemesinin yalnızca satış hedefinin gerçekleştiği dönemlerde yapılması da, bu ödemenin tazminat hesabının dışında bırakılması için yeterli görülmedi. Bu durum, prim ödemelerinin süreklilik arz etmese dahi işçinin ücretinin bir parçası olarak kabul edileceğini ortaya koyuyor.
Karara konu olan dava süreci, bir çalışanın iş sözleşmesini feshederek İş Mahkemesi'ne başvurmasıyla başladı. İşçi, haftalık çalışma sürelerinin yasal sınırı aştığını, sayım, eğitim ve toplantılar nedeniyle de ilave çalışma yaptığını iddia etti. Ödenmeyen kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücretlerinin tahsilini talep etti.
Dava Süreci ve İşçinin Talepleri
Davacı işçi, iş sözleşmesini feshetmesine gerekçe olarak ödenmeyen işçilik alacaklarını ve satış hedeflerinin keyfi şekilde belirlenmesini gösterdi. Ayrıca prim almasının engellendiğini, eşit davranma borcuna aykırı uygulamalarla karşılaştığını, kendisine ağır işler yüklendiğini ve psikolojik taciz niteliğinde eylemlere maruz kaldığını ileri sürdü. Takım lideri olarak çalıştığını belirten davacı, temel ücretinin yanında satış miktarına göre prim aldığını ifade etti. Yemek, yol ve özel sağlık sigortası yardımlarından da yararlandığını bildirdi.
Davalı işveren ise işçinin haklı bir neden bulunmadan istifa ettiğini savundu. İşveren, işçilik alacaklarının eksiksiz ödendiğini, satış primlerinin hedefe bağlı olduğunu ve çalışanın belirlenen satış hedeflerini gerçekleştiremediğini ileri sürdü. İş yerinde denkleştirme esasına göre çalışma yapıldığını belirten işveren, gerçekleştirilen fazla çalışmaların bordrolara yansıtılarak ödendiğini savunarak davanın reddini istedi.
İş Mahkemesi Kararı ve Yargıtay Onayı
İş Mahkemesi, puantaj kayıtlarının bulunduğu dönemler için bu kayıtları esas aldı ve yapılan incelemede işçinin ödenmemiş 19.5 saatlik fazla çalışma ücretinin bulunduğunu belirledi. Kayıt sunulmayan dönemler bakımından ise tanık anlatımları ile işçinin talebi dikkate alındı. Mahkeme, fesih tarihinde ödenmemiş fazla çalışma ücretinin bulunması nedeniyle işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirdiğini kabul etti. Bunun üzerine işçinin kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücreti talepleri kısmen hüküm altına alındı. Yargıtay'ın bu kararı, işçinin primlerinin kıdem tazminatı hesabına dahil edilmesi yönündeki talebini destekler nitelikte oldu.