Türkiye siyaset sahnesine yeni bir parti adım atarken, bu oluşumun Kürt sorununa yaklaşımı ve benimsediği hibrit siyaset anlayışı dikkat çekiyor. CHP içindeki ayrılıkların derinleşmesiyle birlikte, yeni partinin ülkenin geleceğindeki rolü merak konusu.
Türkiye siyaset sahnesinde yeni bir parti oluşumu dikkatleri üzerine çekiyor. İktidarın, ana muhalefet partisi CHP'yi bölerek zayıflatma çabaları anketlere göre beklenen etkiyi yaratmazken, Özgür Özel ve arkadaşlarının kuracağı yeni oluşuma kamuoyunda önemli bir ilgi ve destek gözlemleniyor. CHP içindeki yaşananların iktidarın planı olduğu fikri yaygınlaşırken, mevcut muhalefet ekibinin halkla bağ kurmada zorlandığı ve 130 milletvekilinden en az 90'ının ayrılmasıyla 35-40 kişiye düşecek ekibin sıkıntılarının derinleşebileceği belirtiliyor.
Özgür Özel ve ekibinin önündeki en kritik adımlardan biri; sokakta ve alanda yürüttükleri aktif siyaseti sürdürürken, aynı zamanda yönetme, proje üretme, ekip kurma ve hedef belirleme konularında kitleleri ikna etme noktasına geçiş yapabilmek olacak. Özel'in son grup toplantısında sarf ettiği bir cümlenin, bu geçiş sürecinde üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir mesaj taşıdığı belirtiliyor.
Milli Görüş Gömleğini Çıkarmak ve Yeni Yol Arayışı
Özel'in vurgu yaptığı husus, Tayyip Erdoğan'ın 2001 yılında mevcut partisinden ayrılarak bir grup arkadaşıyla kurduğu yeni partide sarf ettiği 'Milli Görüş gömleğini çıkartıyoruz' cümlesiyle benzerlik taşıyor. Bu ifade, o dönemde kamuoyuna yeni bir söylem sunma vaadiydi. Ancak CHP gibi köklü bir kurucu partiden ayrılarak yeni bir yol açma zorunluluğu ile Erdoğan'ın durumu birebir aynı değildir.
Geçmişle Yüzleşme ve Hibrit Siyasetin Önemi
CHP'nin uzun tarihinde, gerek iktidarda gerek muhalefette olsun, kendinden uzak tuttuğu veya uzak duran kitleler olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Muhafazakarların ve Kürtlerin hafızasında yer eden, hatırladıklarında canlarının yandığı, yüzleşilmesi gereken konular mevcuttur. Tek parti döneminin otoriter uygulamaları, dindarların yaşadığı dışlanmışlık hissi, başörtüsü yasakları ve Kürt meselesinde uzun süren güvenlik odaklı refleksler, bu 'gömleğin sıkı düğmelerini açmayı' gerektiren başlıca meselelerdir.
Yeni parti kurucularının, toplumu uzun yıllardır kutuplaştırarak yaşayan kesimlerini aynı çatı altında buluşturabilecek bir siyasi dil geliştirmesi büyük önem taşıyor. Türkiye'nin ihtiyacı, sadece CHP'den ayrılarak yeni bir isimle devam eden bir oluşum değil; geçmişin yüklerini taşıyan değil, onlarla yüzleşebilen, küresel ve bölgesel gelişmeleri okuyabilen yeni bir demokratik merkezdir. Bu yaklaşım, hibrit siyaset anlayışının temelini oluşturacaktır.