Yıldız Teknik Üniversitesi, 1 Ekim'de gerçekleşen siber saldırı hakkında açıklama yaptı ancak 140 binden fazla öğrenci ve personeli etkileyen olaya dair veri sızıntısı endişeleri ve şeffaflık soruları devam ediyor.
Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ), 1 Ekim'de bilgi işlem altyapısına yönelik gerçekleştirilen siber saldırı hakkında resmi bir açıklama yaptı. Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) 7 Ekim'de yaptığı duyuruyla veri ihlalini doğrulamış, saldırıdan 140 bin öğrenci ile 4 binden fazla personelin etkilenmiş olabileceğini belirtmişti.
Üniversite yönetiminden yapılan açıklamada, saldırının bir fidye yazılımı ile gerçekleştiği ancak sistem dışına veri aktarıldığına dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı ifade edildi. Açıklamada, "Olayın tespitinden itibaren uzman ekiplerle yürütülen ve halen devam eden incelemelerde, sistem dışına veri aktarıldığına ilişkin bir bulguya rastlanmamıştır" denildi.
Saldırının Niteliği ve Veri Güvenliği Tartışmaları
Siber güvenlik uzmanları, fidye yazılımı saldırılarının, siber suçluların bir bilgisayardaki verileri şifreleyerek erişimi engellediği ve verilerin geri verilmesi karşılığında fidye talep ettiği bir siber gasp yöntemi olduğunu belirtiyor. Ancak bu tür bir saldırının gerçekleşmiş olması, verilerin mutlaka dışarı sızdırıldığı anlamına gelmiyor.
Yapılan incelemelerde, çalındığı iddia edilen verilerin yasa dışı internet ortamlarında ifşa edildiğine dair herhangi bir kanıt bulunamadı. Bu durum, üniversitenin "veri sızıntısı yok" açıklamasını destekler nitelikte.
Öğrenci Şüpheleri ve Şeffaflık Beklentisi
Üniversitenin açıklamasına rağmen, bazı öğrenciler olayla ilgili şüphelerini koruyor. Özellikle 1 Ekim'deki sistem çöküşünün ardından üniversitenin başlangıçta "teknik arıza" açıklaması yapması, şeffaflık konusunda soru işaretleri yaratıyor. Öğrenciler, üniversitenin durumu tam olarak aydınlatmadığını ve yeterince şeffaf davranmadığını düşünüyor.
YTÜ'nün resmi beyanına karşın, saldırının tüm boyutları, siber güvenlik açıklarının nedenleri ve gelecekte benzer olayların önlenmesine yönelik atılacak adımlar gibi konularda cevaplanmayan soruların bulunduğu belirtiliyor. Bu durum, hem öğrenciler hem de akademik ve idari personel arasında belirsizliği sürdürüyor.