Borsa fonlarındaki krizin ardından milyonlarca yatırımcı mağdur olurken, uzmanlar devletin mağdur fonu kurması gerektiğini vurguluyor. SPK'nın 45 yıllık tarihinin en büyük güven krizi yaşandığı belirtiliyor.
Borsa fonlarındaki son gelişmeler, milyonlarca yatırımcıyı mağdur ederken, uzmanlar “Devlet mağdur fonu kursun” çağrısında bulunuyor. Yaşananların yalnızca bireysel zarar olmadığını belirten Ramazan Başak, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 45 yıllık tarihinin en büyük tahribatı ve en ciddi güven kriziyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Krizin Boyutları ve Fon Önerileri
Başak, hakim hissedar ve yöneticilerin şaibeli mal varlıklarının bir fonda toplanmasını talep etti. Ayrıca, Piyasa Dolandırıcılığı maddesi uyarınca Hazine’ye gidecek tutarın bu fona devredilmesini önererek, “Milli duyguları istismar eden küçük bir arsız grubun yol açtığı mağduriyetler ancak böyle azaltılabilir” ifadelerini kullandı.
Tasfiyeye alınan fonlarda 517 bin, alım satımı kısıtlanan fonlarda ise 1 milyon yatırımcı bulunduğunu aktaran Başak, mağdur sayısının 2 milyona, etkilenen nüfusun ise 5 milyona ulaştığına dikkat çekti. Ana parayı kurtaracak bir mekanizmanın şart olduğunu vurguladı.
Şirketler ve Yönetim Değişikliği Talebi
Fonları tasfiye edilen şirketlerin sahiplerine ait Destek, Hedef, Tera ve İktisat Katılım olmak üzere 4 banka ile Katılımevim ve Birevim'in bulunduğuna işaret eden Başak, yönetimlerin görevde kalması halinde şüpheli varlık hareketleri yaşanabileceği uyarısında bulundu. Başak, “Vakit kaybetmeden tedbir alınıp yönetimler değiştirilmelidir” çağrısı yaptı.
Ramazan Başak, yaşananlardan düzenleyici kurumları sorumlu tutarak, “İnsanlar pervasızca bu kişilerin insafına bırakıldı” dedi. Başak, Tera hakkında yaptığı şikayetler nedeniyle iki kez gözaltına alındığını da dile getirdi.
Kamu Otoritesinin Sorumluluğu
Ekonomist Mahfi Eğilmez de kamu otoritesinin sorumluluğunun sorgulanması gerektiğini vurguladı. Yatırımcıdan fonların portföyünü ve değerleme yöntemlerini uzman düzeyinde denetlemesinin beklenemeyeceğini belirten Eğilmez, “Sorun daha önce görülmüşse, neden daha erken müdahale edilmedi?” sorusunu yöneltti.
Eğilmez yazısında, “Bütün bunların sonunda faturanın, sisteme hiç girmemiş insanların üzerine bırakılması kabul edilmemeli” ifadeleriyle durumun ciddiyetine dikkat çekti.