CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelmesi beklenen Çerçeve Yasa'ya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunarak, sürecin şeffaflık içinde yürütülmesi ve toplumsal mutabakatı esas alması gerektiğini vurguladı. Salıcı, 50 yıllık bir meselenin yasal çerçevesinin Meclis kapanmadan önceki son iki haftaya sıkıştırılmasına tepki gösterdi.
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Meclis gündemine gelmesi beklenen Çerçeve Yasa'ya ve Türkiye'nin yarım asırlık Kürt meselesi tartışmalarına dair önemli açıklamalarda bulundu. Salıcı, barışın bürokratik bir iradeden ziyade siyasi bir iradenin eseri olması gerektiğini vurguladı.
Salıcı, terörle mücadeledeki kararlılığın yanı sıra, Kürt meselesini şiddetten, terörden ve silahtan tamamen arındırma iradesinin de net olduğunu ifade etti. PKK'nın ilk eyleminden bu yana geçen sürede 14 başbakan, 6 cumhurbaşkanı ve 11 meclisin değiştiğini hatırlatan Salıcı, çözüm adresi olarak her zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni işaret ettiklerini belirtti.
Tarihi Süreç ve Demokrasi Vurgusu
Konuşmasında, meselenin güvenlik ihtiyacının yanı sıra demokrasinin gelişmişlik seviyesiyle iç içe ele alındığını belirten Salıcı, 1989 yılında Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) tarafından yayımlanan Doğu ve Güneydoğu Raporu'na atıfta bulundu. Bu raporda, 'Doğu ve Güneydoğu Anadolu sorunu da, Kürt sorunu da Türkiye’nin demokratikleşme ve demokratik haklar sorunu ile iç içedir. Nitekim sorunların yoğunlaşarak arttığı dönem, demokrasinin askıya alındığı dönemdir' ifadelerinin yer aldığını aktardı.
1990'lı yıllardaki çözüm girişimlerinin başarısız olduğunu ve meselenin bölgesel bir hal alarak İran, Irak ve Suriye'deki Kürt meselesiyle Türkiye'nin güvenlik politikalarıyla iç içe geçtiğini dile getiren Salıcı, 'Peki ya bugün de çözemezsek, yarın bu meseleye hangi yabancı güçler müdahil olacak?' sorusunu yönelterek konunun ciddiyetini vurguladı.
Çerçeve Yasa Taslağında Şeffaflık Endişesi
Meclis'e gelmesi beklenen Çerçeve Yasa metni hakkında ciddi şeffaflık endişelerini dile getiren Salıcı, kendisinin de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi olmasına rağmen yasa metnini bilmediğini ifade etti. Komisyon üyelerinin ve milletvekillerinin dahi metne vakıf olmadığını, bilgilerin sadece basına sızan kadarıyla öğrenilebildiğini belirtti.
Milletin vekilinin görmediği bir metinle barışın toplumsallaşmasının zor olduğunu vurgulayan Salıcı, Meclis'in kapanmasına sadece iki hafta kala, 50 yıllık kritik bir meselenin yasal çerçevesinin bu kadar kısa bir süreye sıkıştırılmasının normal karşılanıp karşılanmadığını sorguladı.