Dünya Bankası Başekonomisti Gill, Orta Doğu'daki savaşın seyrine bağlı olarak küresel ekonomideki en kötü senaryonun gerçekleşmeye çok yakın olduğunu belirtti. Bu durum, gıda güvensizliği ve artan borç yükü gibi ciddi sorunları beraberinde getiriyor.
Dünya Bankası Başekonomisti Gill, küresel ekonomiye dair endişe verici bir tablo çizerek, Orta Doğu'daki savaşın tetiklediği en kötü senaryonun gerçekleşmeye çok yakın olduğunu duyurdu. Gill, Bankanın haziran ayında yayımladığı ekonomik tahminlerde, bölgedeki savaşın seyrine ilişkin yüksek belirsizlik nedeniyle farklı senaryolar oluşturulduğunu hatırlattı.
Ağustos sonunda görevinden ayrılacak olan Gill, çatışmaların altı ay veya daha uzun sürdüğü, daha önce sadece bir ihtimal olarak görülen bu "en kötü senaryonun" şimdiden gerçeğe dönüşmeye başladığını ifade etti. Bu gelişme, küresel çapta bir dizi ikincil etkiyi tetikleme potansiyeli taşıyor.
Gıda Güvenliği ve Altyapı Tehdidi
Çatışmaların uzaması ve Orta Doğu'daki petrol altyapısının zarar görmesi, tarım sektöründe hayati öneme sahip gübre, helyum ve kükürt sevkiyatlarını aksatabilir. Gill, bu durumun küresel gıda güvensizliğini derinleştirebileceğini vurguladı. Özellikle Kovid-19 salgınının etkilerini henüz atlatamayan yoksul ülkeler, daha ciddi gıda güvenliği sorunlarıyla karşı karşıya kalabilir.
Artan Borç Yükü ve Faiz Oranları
Söz konusu gelişmelerin faiz oranlarının yükselmesi dahil bir dizi ikincil etkiye yol açabileceğini kaydeden Gill, yüksek borç seviyesine sahip ülkelerin artan faizlerle birlikte yükselen borçlanma maliyetlerinden olumsuz etkileneceğini belirtti. Bu durumun eğitim, sağlık ve diğer temel hizmetlere ayrılan kaynakları daraltabileceği uyarısında bulundu.
Enflasyonun hızlanmasının ardından ağır borç yükü altındaki ülkelerin borç geri ödemelerinde ciddi sorunlarla karşılaşmasının yalnızca birkaç ay sürebileceğini belirten Gill, "Politika faizlerinin henüz yükselmeye başladığını görmedik, bu yüzden belki birkaç ay uzaktayız" değerlendirmesini yaptı. Bazı nakit sıkıntısı yaşayan ülkelerin Uluslararası Para Fonu'ndan mevcut kredilerinin artırılmasını talep ettiği de aktarıldı. Konu hakkında bilgi sahibi bir kaynağa göre Pakistan, bu hafta ABD'den 10 milyar dolarlık döviz kuru istikrar mekanizması talep etti.
Küresel Borç Krizi Endişesi
Dünya Bankası'nın haziran ayı tahminlerine göre, düşük ve orta gelirli ülkelerin yüzde 40'ı halihazırda borç sıkıntısı içinde bulunuyor veya bu duruma düşme riski taşıyor. Bu grupta 32 ülkenin yer aldığını belirten Gill, faiz oranlarının yükselmesi halinde söz konusu sayının hızla artabileceğini dile getirdi. Borçlarını temerrüde düşmeden ödemeyi sürdüren ülkelerin de uzun vadeli büyüme beklentilerinin zayıflayabileceğine dikkat çekti.
Gill, yaşanan süreci "yavaş ilerleyen bir tren kazası" olarak tanımlayarak, borçlarını ödemeye devam eden ülkelerin gelecekteki büyümeyi desteklemesi gereken eğitim, sağlık ve diğer alanlardaki kaynaklarını tüketebileceğini kaydetti. Dünya Bankası verilerine göre, gelişmekte olan ülkeler ile yükselen piyasa ekonomilerinde ortalama borcun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2025'te yaklaşık yüzde 74 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran, 2019'un sonlarında başlamıştı.