ABD Merkez Bankası'nın (Fed) 28-29 Temmuz'daki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı, enflasyon verileri ve Orta Doğu'daki gerilimler ışığında büyük bir merakla bekleniyor.
Fed'in 28-29 Temmuz tarihlerinde gerçekleştireceği Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı öncesinde küresel piyasalar, ABD Merkez Bankası'nın alacağı faiz kararına odaklandı. ABD'de açıklanan son enflasyon verileri ve Orta Doğu'da süregelen jeopolitik gerilimler, para politikasının geleceği üzerindeki belirsizliği artırıyor. Piyasalar, Fed'in politika faizini yüzde 3,5-3,75 aralığında sabit tutma ihtimalini yüzde 65,8 olarak fiyatlarken, faiz artırımı ihtimali de yüzde 34,2 ile gündemdeki yerini koruyor.
Enflasyon Verileri Fed'i Destekliyor mu?
ABD Çalışma Bakanlığı'nın haziran ayı verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık bazda yüzde 0,4 düşüş göstererek Mayıs 2020'den bu yana ilk kez geriledi. Yıllık bazda ise TÜFE yüzde 3,5 artarak piyasa beklentilerinin altında kaldı. Bu düşüşte, enerji maliyetlerindeki belirgin gerileme etkili oldu. Enerji endeksi, martta yüzde 10,9, nisanda yüzde 3,8 ve mayısta yüzde 3,9 yükseldikten sonra haziranda yüzde 5,7 azaldı.
Enerji fiyatlarındaki aylık bazdaki gerilemeye rağmen, enerji endeksi haziranda yıllık bazda yüzde 15,7'lik bir artış sergiledi. Değişken gıda ve enerji fiyatlarını dışarıda bırakan çekirdek TÜFE ise haziranda aylık bazda yatay seyrederken, yıllık bazda yüzde 2,6 yükseldi. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) de haziranda aylık yüzde 0,3 gerileme ve yıllık yüzde 5,5 artışla piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti. Bu veriler, Fed'in temmuz toplantısında faizleri sabit tutma beklentisini güçlendiriyor.
Jeopolitik Riskler ve Yeni Başkanın Tutumu
Orta Doğu'da devam eden çatışmalar ve buna bağlı olarak petrol fiyatlarında yaşanan yükselişler, enflasyon görünümü için önemli bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. Enerji maliyetlerindeki potansiyel artış, Fed'in enflasyonla mücadeledeki kararlılığını test edebilir. Bu durum, faiz artışı ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıyor.
Fed'in yeni Başkanı Kevin Warsh'ın göreve gelmesinin ardından yaptığı açıklamalarda fiyat istikrarını yeniden sağlama konusundaki kararlılığını vurgulaması, piyasalar tarafından dikkatle izleniyor. Ancak Warsh'ın para politikasının gelecekteki seyrine ilişkin sınırlı yönlendirmede bulunması, piyasalardaki belirsizliği artıran diğer bir unsur olarak değerlendiriliyor.