ABD ve İran arasındaki artan gerilim, Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiğini sekteye uğratarak petrol fiyatlarında önemli bir yükselişe neden oldu. Küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği boğazdaki güvenlik endişeleri, piyasalarda uzun vadeli etkiler yaratma potansiyeli taşıyor.
Geçtiğimiz hafta küresel petrol piyasalarında dikkat çekici bir yükseliş yaşandı. Brent petrol yüzde 7,8, ABD Batı Teksas ham petrolü (WTI) ise yaklaşık yüzde 10 değer kazanarak yatırımcıların ve tüketicilerin gözünü fiyat tabelalarına çevirdi. Bu artışın temel nedeni, ABD ve İran arasındaki gerilimin tırmanması ve kritik Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinde yaşanan aksaklıklar oldu.
Fiyatlardaki bu hareketliliğin arkasında, ABD ve İran'ın birbirlerine yönelik saldırıları yeniden başlatması yatıyor. Küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiği, bu çatışmalarla birlikte belirgin şekilde azaldı. ABD Merkez Komutanlığı, cumartesi günü ABD güçlerinin bir İran petrol tankerini vurduğunu açıklarken, tankerlerden birinin İran'ın önemli petrol ihracat merkezlerinden Hark Adası açıklarında hedef alındığı belirtildi.
İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri de ABD'ye ait bir geminin yanı sıra Hürmüz Boğazı'nda izinsiz güzergahlardan ilerleyen petrol tankerini hedef aldığını duyurdu. Denizcilik istihbarat şirketi Marisks, bu saldırıların denizcilik çatışmasında önemli bir tırmanışa işaret ettiğini ve ticari tankerlerin artık ekonomik baskının bir unsuru haline geldiğini değerlendirdi.
Boğazdaki Ticaret Hacmi ve Gelecek Projeksiyonları
Hürmüz Boğazı'ndaki trafik verileri, çatışmanın petrol piyasaları üzerindeki etkisini net bir şekilde ortaya koyuyor. Analiz şirketi Kpler'ın verilerine göre, son 10 günde boğazdan günde ortalama yalnızca 10 emtia gemisi geçti. Bu rakam, mayıs ayından bu yana kaydedilen en düşük seviye oldu. İran devlet medyası ise İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai'nin, Hürmüz Boğazı dışında önümüzdeki günlerde kısıtlı bir bölge ilan edileceğini söylediğini aktardı.
Petrol piyasalarının yakından takip ettiği OPEC+ toplantısından ise mevcut politikayı değiştirmeme kararı çıktı. Üretici grup, ekim ayına ilişkin petrol üretim politikasında değişikliğe gitmezken, yeni üretim adımlarının belirlenebilmesi için yeni kotalar üzerinde anlaşılması gerektiğini bildirdi. ANZ analistleri, ABD ve İran arasında kontrollü askeri müdahalelerle süren uzun süreli bir gerilimin en olası senaryo olduğunu belirtti.
Analistlere göre böyle bir tablo, Orta Doğu'daki petrol arzının tamamen toparlanmasını geciktirebilir. Petrol ihracatının 2026'nın geri kalanında kısıtlı kalması ve yılın son çeyreğinin sonlarına doğru kademeli bir normalleşmenin başlaması bekleniyor. Ancak analistler, savaş öncesindeki petrol akış seviyelerine tam dönüşün 2027'nin ilk çeyreğinin sonu veya ikinci çeyreğinin başından önce gerçekleşmesini beklemediklerini ifade etti. Bu beklenti, Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik riskinin yalnızca kısa vadeli bir fiyat şoku olmaktan çıkıp küresel petrol arzı üzerinde daha uzun süreli bir baskı oluşturabileceğine işaret ediyor.