Özgür Özel'in parti genel başkanı olduğu dönem, Türkiye'nin siyasal İslamcı iktidarın etkisindeki kritik süreçlerine denk geliyor. Bu süreçte laik Cumhuriyet'in temelleri ve adalet sistemi ciddi sınamalarla karşı karşıya.
Özgür Özel'in parti genel başkanı olarak siyaset sahnesine çıktığı dönem, siyasal İslamcı iktidarın 24 yıldan bu yana Atatürk Cumhuriyeti'nin burçlarına saldırdığı ve temellerini sarstığı bir sürece denk geldiği belirtiliyor. Türkiye'nin bir anlamda ve kısmen 1919-1922 koşullarını yaşadığı, iktidarın beslediği medyanın ise Ali Kemal işlevini üstlendiği ifade ediliyor.
Laik cumhuriyet, ulusal ve üniter devletin ciddi tehditler altında olduğu, halkın ise açlık ve çaresizlikle sınandığı bu dönemde, yeni partiden ve genel başkanından beklentileri anlamak için Türkiye tablosuna bakmak gerektiği vurgulanıyor. Merhum Ferruh Bozbeyli'ye atfedilen "Sağcıların, solcuların, hatta komünistlerin iktidarında sorun yoktur. Çünkü hepsinin bir devlet modeli vardır ama dincilerde devlet kavramı yoktur." sözü, mevcut durumu açıklamak adına öne çıkarılıyor.
Hukuk Devleti ve Demokrasiye Yönelik Eleştiriler
Türkiye'nin çeyrek asra yakındır yaşadığı bu süreçte, laik, demokratik ve sosyal hukuk devletinin şeklen ayakta durduğu ancak içinin boşaltılarak yıkıldığı belirtiliyor. Eğitim sisteminin 21. yüzyılda tarikatlara ve dinci vakıflara emanet edildiği, Saray'da şekillenen yasa taslaklarının ise doğrudan iktidar grubuna gönderilip Meclis'e sunulduğu ifade ediliyor. Milli iradenin mabedi olan parlamentonun işlevsizleştirildiği ve 600 milletvekilinin konforunun yoksul halkın sırtında olduğu eleştirisi yapılıyor.
Devletin temeli olan adaletin, özellikle Atatürk çizgisindeki muhalefete karşı düşmanlığa dönüştüğü iddia ediliyor. İktidarın ve Saray'ın taraf olduğu davalarda kararların yargılamayla mı yoksa kurgulamayla mı verildiğine ilişkin kuşkuların yaygın olduğu dile getiriliyor. Adalet Bakanı'nın hukuk alanında Türkiye'nin "dünyada ve Avrupa'da en güvenilir ve öngörülebilir ülke" olduğu sözleri ise ironik bir dille ele alınıyor.
Tek Kişilik Kararlar ve Ekonomik Gerçekler
Bakanların, "Sayın Cumhurbaşkanımızın emriyle yangını söndürdük, eşkıyayı dağdan indirdik" dedikleri ancak zamları dile getiremedikleri belirtiliyor. Bu durum, ekonomik gerçekler ve siyasi söylemler arasındaki çelişkiye dikkat çekiyor.
Türkiye'de 80 yıllık demokrasi tecrübesine rağmen, iğneden ipliğe tüm kararların tek kişi tarafından verildiği, sorumluluğun ise olmadığı ifade ediliyor. Bu kişinin kiminle yarışacağını kendisinin belirlediği, girdiği her seçimi kazanmasının "Allah'ın emri" gibi görüldüğü ve kazanma yönteminin hukuki olmasının önemsenmediği vurgulanıyor. Kaybederse kazananı "süründürmesinin peygamberin kavli" olduğu yönündeki ifadeler, siyasi iklimdeki gerilimi gözler önüne seriyor.
Muhalefetin Beklentileri ve Gelecek
Bu zorlu siyasi tabloda, halkın "Yeni Parti" ve Özgür Özel liderliğindeki muhalefetten büyük beklentiler içinde olduğu görülüyor. Laik Cumhuriyet'in ve demokrasi değerlerinin korunması, adalet sisteminin yeniden tesis edilmesi gibi temel konularda muhalefetin nasıl bir yol izleyeceği merak konusu olmaya devam ediyor.