Sosyal hizmetler alanında yaşanan krizler, iktidarın hak temelli politikalar yerine yardım ve destek odaklı uygulamaları nedeniyle derinleşiyor. Bu durum, hizmet kalitesini düşürürken çalışanların tükenmişliğini artırıyor.
Sosyal hizmet alanı; kadın, çocuk, yaşlı ve engellilerden toplum ruh sağlığı ve sosyal yardımlara kadar çok geniş bir çalışma ağına sahiptir. Ancak uzun süredir iktidarın hak temelli değil, yardım ve destek temelli sosyal politikalarına tanıklık edilmektedir. Toplumun vicdanını, adalet duygusunu ve dayanışma kapasitesini anlamak için sosyal hizmetlere bakılması yeterli olmaktadır.
Türkiye'nin çok yönlü krizlerin iç içe geçtiği zor bir dönemden geçtiği belirtilmektedir. Bu tablo en ağır şekilde çocukları, kadınları, yaşlıları, engellileri, yoksulları ve mültecileri etkilemektedir. Tam da bu nedenle sosyal hizmetlere duyulan ihtiyacın her geçen gün arttığına dikkat çekilirken, ihtiyaçlar büyürken sosyal hizmet alanının aynı ölçüde güçlendirilmediği savunulmaktadır.
Yardım Odaklı Politikaların Sonuçları
Hak temelli sosyal politika anlayışının yerini geçici, parçalı ve yardım temelli uygulamalara bıraktığı kaydedilmektedir. Yurttaşların sosyal hakları genişletilmek yerine sosyal destekler daraltılmış, sosyal hizmetler personel, bütçe ve altyapı yetersizlikleriyle baş başa bırakılmıştır.
Sosyal hizmetler emekçilerinin büyük fedakarlıklarla çalıştığı ancak bu özverinin sistemin eksikliklerini örtmeye yetmediği ifade edilmektedir. Meslek grupları, etik ve bilimsel standartların çok üzerinde dosya yükü ile karşı karşıyadır. Bu durum çalışanların tükenmesine ve hizmet kalitesinin düşmesine yol açmaktadır.
Çalışanlara Yönelik Şiddet ve Tükenmişlik
Yoksullaşan ve haklarına erişemeyen yurttaşların öfkesi çoğu zaman kamu emekçilerine yönelmektedir. Sosyal hizmet emekçileri, sistemin yarattığı eksikliklerin muhatabı haline gelmektedir. Şiddetin normalleştiği çalışma ortamlarında ne çalışanların sağlığı korunabilmekte ne de nitelikli hizmet sunulabilmektedir. Bu yüzden sosyal hizmetlerde yaşanan şiddet, yalnızca güvenlik sorunu değil, sosyal politikaların yetersizliğinin ve kamusal hizmetlerdeki aşınmanın sonucudur.
Emekçilerin yoğun tükenmişlik, ikincil travma ve mesleki yıpranma yaşadığı vurgulanmaktadır. Çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet, yoksulluk ve afetlerin yarattığı travmalarla mücadele edenlerin ruhsal ve fiziksel sağlığı yeterince korunmamaktadır.
Mesleki Bağımsızlık ve Çalıştay Raporları
Haziran ayında düzenlenen Sosyal Hizmetlerde Klientalizm, Hak Temelli Yaklaşım ve Mesleki Bağımsızlık Çalıştayı, sosyal hizmet emekçilerinin sorun ve taleplerini, halkın sosyal hizmet hakkını ortaya koymuştur.
Yapılan anket, emekçilerin insan odaklı mesleklerinden uzaklaştırıldığını, yoğun iş yükü, baskı ve mobbingle yüz yüze kaldığını göstermiştir.