Suudi Arabistan, Yemen'deki Husi ilerleyişi ve Hürmüz Boğazı'ndaki krizin yarattığı baskıyla enerji ihracatında kritik bir dönemeçte. Ülke, askeri ve diplomatik olarak zorlu bir çıkmazın ortasında bulunuyor.
15 Eylül 2026 tarihi itibarıyla Suudi Arabistan, Yemen'deki Husi ilerleyişi nedeniyle kritik bir dönemeçte bulunuyor. Hürmüz Boğazı'ndaki İran kaynaklı krizin ardından petrol ihracatında Basra Körfezi'ne alternatif oluşturan Doğu-Batı boru hattına yönelen Riyad, şimdi de Babülmendep'te ilerleyen Husiler yüzünden iki stratejik cephede baskı altında. Bu durum, ülkeyi “ya savaş ya taviz” ikilemiyle karşı karşıya bırakıyor.
Ülkenin enerji ihracatı, Kızıldeniz limanlarından yapılan ham petrol sevkiyatında ciddi bir düşüş yaşadı. Temmuz ayında günlük 4.6 milyon varil olan ihracat, Ağustos ayında yaklaşık 2.5 milyon varile geriledi. Husilerin ve onlarla koordinasyon halinde hareket eden Iraklı milislerin saldırılarına sık sık hedef olan Doğu-Batı boru hattı, günlük yaklaşık 5 milyon varil petrolün alternatif güzergâhlara yönlendirilmesine imkan sağlasa da, Yemen krizinin bu rakamı daha da düşürmesi bekleniyor.
Askeri Güç Dengesi ve Geçmiş Tecrübeler
Suudi Arabistan'ın Husilere karşı geniş çaplı bir askeri operasyon seçeneği ciddi sonuçlar barındırıyor. Riyad, 2015 yılında başlattığı geniş çaplı askeri operasyonda yıllarca süren hava saldırılarına rağmen örgütü ortadan kaldıramadı. Uzmanlar, Husilerin zaman içinde küçümsenen bir milis gücünden çok daha farklı bir yapıya kavuştuğunu, balistik füze, İHA ve gelişmiş saldırı taktikleriyle hem bölgedeki askeri hedefleri hem de Kızıldeniz'deki deniz trafiğini tehdit edebilecek kapasiteye ulaştığını belirtiyor.
Diplomatik Çıkmaz ve Uluslararası Tutumlar
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi uzmanı Cinzia Bianco'ya göre, Riyad'ın seçenekleri oldukça sınırlı. Suudi Arabistan'ın Husilere karşı “ya hep ya hiç” yaklaşımıyla kapsamlı bir askeri operasyon başlatması halinde, çatışmanın yeniden uzun süreli bir savaşa dönüşebileceği ve bunun yalnızca Yemen'le sınırlı kalmayabileceği uyarısında bulunuluyor. Böyle bir operasyon, İran'ın da çatışmaya dahil olma ihtimalini artırabilir.
Riyad'ın en önemli açmazlarından biri ise ABD'nin tutumu. Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçen hafta ABD Başkanı Donald Trump ile iki kez görüşerek Husilerin Kızıldeniz'e doğru ilerleyişine karşı Washington'dan hava saldırısı düzenlemesini talep etti ancak Trump bu talebi reddetti. Washington, yeni bir cepheye doğrudan müdahil olmaktan kaçınırken, Suudi Arabistan'a istihbarat desteği amacıyla yaklaşık 100 askeri danışman gönderdi.
Öte yandan, İngiltere Başbakanı Andy Burnham'ın, Husilerin saldırılarına karşı Suudi Arabistan'a yardım edip etmeme konusunu değerlendirdiği öğrenildi.